Evrensel yazarı Bülent Falakoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ‘Başardık’ mesajıyla duyurduğu Türkiye’nin gri listeden çıkışını değerlendirdi.

“Niye girmişti Türkiye listeye, niye hükümlüydü?” sorusuna yanıt veren Falakoğlu, “2003-2013 yılları arasında Türkiye’ye bol ve ucuz döviz yağıyordu. 2013’e gelindiğinde dünyadaki bütün carry trade fonların (yani sıcak paranın) 1 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyordu. Bu sıcak paranın dörtte biri yani 250 milyar doları Türkiye’deydi. 2003’te 130 milyar dolar olan Türkiye’nin dış borçları, 2013’te 400 milyar dolara yükselmiş... Ne gam! Ekonomik büyüme… Kredi ile tüketim… Düşük kur üzerinden enflasyonu tek hanelerde tutma… Ve bunlar üzerine bina edilen seçim başarıları… Tüm bunlar oldukça hiç dert değildi hükümet için dış borç. 2013 yılından itibaren paranın yöne değişti o zamandan itibaren işler de tersine döndü. TL’de değer kayıpları arttı, sıcak paranın kârlılığı her geçen gün azaldı, para çıkışı hızlandı. İşte o andan itibaren ‘saadet’ sürsün diye, hükümetin de hamleleri geldi.  Gri listeye uzanan bir birikim modeli hayata geçti” ifadelerini kullandı.

Gri listeden çıkışın faturasını emekçilerin ödeyeceğini ifade eden Falakoğlu, “‘İyi halden’, şartlı sicil affı geldi; Türkiye gri listeden çıkarıldı. Lakin o ‘şart’, ‘Asgari ücrete zam yapma’, ‘Emekliyi süründür’ diyen istikrar programının kararlılıkla uygulanması. Yani anlayacağınız… Gri listeden çıkışın karası emekçilere kaldı, listeye girişin müsebbiplerine değil!” dedi.

Evrensel yazarı Bülent Falakoğlu’nun yazısının bir bölümü şöyle:

Sicil affının ağır şartı

Mehmet Şimşek ‘Başardık’ mesajıyla duyurdu.

Türkiye gri listeden çıktı!

Niye girdik? Bedeli ne oldu? Başarı ne?

Cevaplardan önce hatırlatma…

Listeye alan: Mali Eylem Görev Gücü (FATF).

Türkiye’nin de üyesi olduğu bir oluşum. 200’e yakın ülkeyi takip edip denetler.

Kara para aklama ve terörün finansmanında ‘riski yüksek’ ülkeleri belirler.

İş birliğinde bulunmayan… Mücadelede önemli eksiklikleri olan ülkeleri ‘kara liste’ye alır.

Ayrıca…

Riskli ve gözlem altındaki ülkeleri sıraladığı, ‘gri liste’si vardır. Ve Türkiye 2021 yılından itibaren o listedeydi!

TÜRKİYE GRİ LİSTEYE NASIL GİRDİ?

O dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu şöyle gerekçelendiriyordu: “Osman Kavala’yı serbest bırakmadık, Demirtaş’ı serbest bırakmadık, PKK ve FETÖ ile mücadelede kimseden talimat almadık diye Türkiye’yi gri listeye aldılar”…

Açıkça, gerçekleri gizlemek üzere, demagoji yapıyordu!

Mehmet Şimşek ise… Hiç bu demagojiye itibar etmedi. Göreve gelir gelmez hedef belirledi: “Gri listeden en kısa sürede çıkmak için gerekenleri hızla gerçekleştireceğiz. Ülkemizin uluslararası kamuoyu nezdindeki olumlu intibasını güçlendireceğiz.”

Niye girmişti Türkiye listeye, niye hükümlüydü?

AKP hükümetlerinin ekonomi politikalarının… Türkiye kapitalizminin sermaye birikim tercihlerinin sonucunda gelmişti bu hüküm.

Hatırlayalım.

2003-2013 yılları arasında Türkiye’ye bol ve ucuz döviz yağıyordu.

2013’e gelindiğinde dünyadaki bütün carry trade fonların (yani sıcak paranın) 1 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyordu. Bu sıcak paranın dörtte biri yani 250 milyar doları Türkiye’deydi.

2003’te 130 milyar dolar olan Türkiye’nin dış borçları, 2013’te 400 milyar dolara yükselmiş... Ne gam!

Ekonomik büyüme… Kredi ile tüketim… Düşük kur üzerinden enflasyonu tek hanelerde tutma… Ve bunlar üzerine bina edilen seçim başarıları… Tüm bunlar oldukça hiç dert değildi hükümet için dış borç.

2013 yılından itibaren paranın yöne değişti o zamandan itibaren işler de tersine döndü. TL’de değer kayıpları arttı, sıcak paranın kârlılığı her geçen gün azaldı, para çıkışı hızlandı.

İşte o andan itibaren ‘saadet’ sürsün diye, hükümetin de hamleleri geldi. 

Gri listeye uzanan bir birikim modeli hayata geçti.

Önce mega projeler üzerinden inşaat rantına abanıldı; ülke 2013 yılından sonra tam anlamıyla şantiyeye dönüştürüldü.

Toprak ve doğa rantına dayalı birikim hızlandırıldı; inşaat-maden, enerji şirketleri istilasının önü açıldı.

Kamu bankalarının kredi musluğu, ‘içeriyi’ besleyebilmek için kullanıldı.

Rant ve kredi sistemi kaynakları kara delik misali yutunca da tulumbaya su, illegal ticaretten akıtıldı!

Ülkenin boğazına kadar uyuşturucuya batması tesadüf değildi. Mafya sicilli ‘Çakıcı’ların, ‘Peker’lerin, derin devlet sicilli Mehmet Ağarların görünür olması da…

Mülksüzleştirmeye dayalı birikim halkası da eklendi sisteme: Çökme, haraç, komisyon, kamulaştırma ve bölüşme!

Marina çökme haberleri… ABD’de yargılanan Sezgin Baran Korkmaz devlet ilişkileri… Öyle bulutsuz havada çakmadı.

Bu fotoğrafın özetlediği gibi… Kar topu gibi büyüyen bir ekonomik ilişkilerin sonucuydu.

Mehmet Ağar, Sezgin Baran Korkmaz (SBK) ve Mansimov’un (Mehmet Ağar'ın üzerine ‘çöktüğü’ Yalıkavak Marina’nın eski sahibi) katıldığı Bereket-Yasemin Öner çiftinin nikahında şahit ABD’deki Ermeni mafyasından olduğu söylenen Lev Aslan Dermen.

Sanırım başka söze gerek yok.

Halkalar hep çoğaldı: Yasa dışı bahis…  Kripto para…

Türkiye’nin, ekonomik büyüklüğü 17. sıradan 20. sıraya gerilerken, kripto parada ilk 5’te yer alması… Sürecin doğasına uygun!

***

Türkiye’nin gri listeye alındığı 2021’e gelindiğinde ise… Çıkarılan bir yasa ile kocaman bir halka eklendi: “Ne olursan ol gel, yeter ki döviz getir”.

Yurt dışından döviz olarak gelen paralardan vergi kaldırıldı.

250 bin doları bastırana vatandaşlık hakkı tanındı.

Ödemeler dengesindeki net hata ve noksan kalemi yani nereden geldiği ve nereye gittiği bilinmeyen paraların yazıldığı kalem, 2022 yılında yaklaşık 26 milyar dolara yükseldi.

İş artık, ‘anket hataları’, ‘İhracatçının dışarıda tuttuğu paralar’, ‘Zaman farklılığı nedeniyle henüz yurda getirilip hesaplara girmemiş paralar’ vb. durumlarla açıklanamayacak boyuta ulaştı.

Ülke tam da… 2016 yılında Dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’ın İstanbul finans merkezinin  açılışında sarf ettiği kıvama geldi: “Finansman yani dünyadaki nakit para artık yeni adresler arıyor. Niye? Çünkü Amerika, Avrupa fazla sıkıyorlar. 50 tane soru soruyorlar. Bu parayı nereden aldın, nerede buldun, nasıl getirdin? İnsanlar da parasıyla rezil olmak istemiyorlar. Onun için İstanbu,l finansman için, yatırımcılar için, yatırımcılara kaynak için en ideal yer”.

***

Küçük bir ek… Savaş, kara para ilişkilerini besler.

1990’lı yıllarda, ‘düşük yoğunluklu savaş’ diye tanımlanan çatışmalı dönemde Başbakan Tansu Çiller’in, ‘terörle mücadele’ için harcadıklarını söyledikleri milyar dolarların bütçede karşılığı yoktu.

İçki ve sigaraya zam geldi, yeni fiyatlar netleşti İçki ve sigaraya zam geldi, yeni fiyatlar netleşti

Şimdi de… Suriye’den Libya’ya Türkiye’nin dahil olduğu savaşlarda, savaşın finansmanına dair iddialar çok çeşitli.

MESELE İYİ PARA MI?

Söz konusu çark; finans piyasalarını, bankacılık sistemini, ekonomiyi yağladı!

2021 yılında düşük faiz politikası da eklendi çarka…

Ekonomi büyüdü büyümesine de… Üretim artışı, milli gelir artışının yarısında kalmaya başladı. Çünkü finans büyümesi milli gelir artışını ikiye katladı.

Tüketim artışı ekonomik büyümenin 5 katına ulaştığı dönemler oldu.

Süreç boyunca…

Ekonomide saadet zincirinin bir başka versiyonu olan sanal bir zenginlik yaratıldı. Gelir uçurumu derinleşti. Enflasyon patladı. Yoksulluk derinleşti. Bu yağmayı besleyebilmek için emek ucuzladı!

***

2023’ün ikinci yarısından yani genel seçim kazanılıp Mehmet Şimşek başa getirildiğinden itibaren başka hatta girildi (Girilmek zorunda kalındı).

Batı kapitalizmi ile uyum. Bakan şimşek ülke ülke, kıta kıta gezip para babalarına davette bulundu.

Suç örgütleri operasyonu başlatıldı, kara para akladığı söylenen fenomenlere operasyon yapıldı.

‘Gri listeden çıkmak için’ denildi.

Uluslararası sermaye akışında cazibe eksikliği son bulması için…

Ülkeye sıcak para akışının hızlanması için…

TL’de değer kaybının önlenmesi için…

Kamu ve özel sektör için ekonomik yaptırımların gelmemesi için… 

Merkezi ve yerel yönetimlerin, özel sektörün dış borçlanmayı daha az maliyetli yapabilmesi için vs. önemli bulundu!

Ve gri listeden çıkıldı.

Mesele… ‘Kötü para iyi parayı kovar’ klişesinin karşılığı olarak iyi paraya alan açılması mıydı?

Hayır…

‘Rüşvet’, ‘yolsuzluk’, ‘İhale’ çarkı aynen sürmesine… ‘Nereden buldun?’ diye katiyen sorulmamasına rağmen… FATF’ye bir iki mafya operasyonu, ‘kripto paraya hukuki düzenleme’ yetti!

Neden?

Yabancı sermaye için önümüzdeki 24 ayda oluşabilecek pek çok risk minimuma seviyeye indi.

2003-2013 döneminde kazandıkları astronomik kârları hatırlatan bir süreç yaşanıyor; Faiz yüksek, kur artışı kontrol altında.

Hükümet bir süredir uyguladığı kısmi sermaye kontrolünü de kaldırdı.

Onlar için pek âlâ! Yağma sofrasına gelmeye hazırlar.

Tabii ki gelecek sermaye, kendisine gizli rantçı bir kemirgen istemez, buna itiraz eder ama asıl derdi kazanç!

Yazının tamamı burada.

Editör: Selda Manduz