Komedyen Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisinin ardından başlayan soruşturma kapsamında ilk duruşması bugün görüldü. 3 Temmuz’da tutuklanan ve 88 gündür cezaevinde bulunan Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada savunmasını yaptı.

Duruşma öncesinde İstanbul Adliyesi’nde yoğun güvenlik önlemleri alındı. Adliye binasına basın kartı bulunan gazeteciler, milletvekilleri, avukatlar ve duruşması bulunan kişiler alınırken vatandaşların girişine izin verilmedi. Duruşmanın görüleceği salonun bulunduğu koridor da bariyerlerle kapatıldı.

Duruşma hem adliye içinde hem de dışında kitlesel olarak takip edildi.

Ceylan Önkol ölümünün 17. yılında anıldı: Ailesi ve DEM Parti’den adalet ve barış çağrısı
Ceylan Önkol ölümünün 17. yılında anıldı: Ailesi ve DEM Parti’den adalet ve barış çağrısı
İçeriği Görüntüle

Göktaş, “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisinin ardından yurt dışı tatilinden dönerken havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz’da tutuklanmıştı. Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Göktaş hakkında üç ayrı suçlamadan 2 yıl 2 aydan 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası isteniyordu.

“TEK ŞİKAYET BİLET BULUNAMAMASIYDI”

Hakim karşısına çıkan Deniz Göktaş, savunmasında “Ölü Deniz” adlı gösterisinin yayınlanmasının ardından sosyal medyada hedef gösterildiğini, şakaların bağlamından koparılarak hakkında CİMER şikayeti yapılması için kampanya başlatıldığını belirtti.

88 gündür tutuklu olduğunu vurgulayan Göktaş, şöyle konuştu:

“Gösterimdeki cümle başına 22 gündür yüksek güvenlik cezaevinde bulunuyorum. Komedyen olarak sözlerimin böyle etki etmesi beni gururlandırıyor. Bu davayı bilmeyen birine 2027 yılında bir insanın hapse kapatılacak sözleri sorulsa cinsel taciz vs. gibi bir sebep sanabilir.”

Daha önce Türkiye’nin dört bir tarafında, şehrin en bilinen salonlarında gösteri yaptığını belirten Göktaş, yapılan tek şikayetin “bilet bulunamaması” olduğunu söyledi.

Gösterisini ilk olarak Ekim 2022’de oynadığını ifade eden Göktaş, davaya konu olan dört cümleyi yüz binden fazla seyirciye oynadığını ve yüzbinlerce kişinin bunda bir şikayet sebebi görmediğini belirtti.

Göktaş, daha önce “Selam Selam” isimli gösterisinin yaklaşık 6 milyon izlendiğini, “Ölü Deniz” gösterisinin de üç günde milyonlarca kez izlendiğini belirterek, o sırada Hollanda’da olduğunu söyledi.

Göktaş, “Ama gündemi artık troller belirliyor” diyerek, takip ettiği trollerden Şamil Tayyar ismini kullanan bir hesabın kendisine “cahil, zıpır” dediğini ancak beklediği reaksiyonu alamadığını ifade etti.

“POLİS BİLE ‘SEN SALAK MISIN NEDEN TÜRKİYE’YE DÖNDÜN’ DEDİ

Göktaş, iltica edeceğine dair söylemleri yalanlayarak, bu dönemde yarım milyon liraya yakın bedelli askerlik ücreti ödediğini belirtti.

Göktaş, “Yurtdışına kaçacağı iddia edilen kişi neden askerlik yapmak için para öder?” diye sordu.

Göktaş savunmasının devamında, yakın arkadaşlarının Türkiye’de gelecek görmedikleri için göç ettiklerini, kendisinin de turnesi bittikten sonra yanlarına giderek onları geri dönmeleri için ikna etmeye çalışacağını söyledi.

Göktaş, hakkındaki “kaçtı” haberlerini arkadaşlarının yanında okumasının trajik olduğunu belirterek, sosyal medyada hedef gösterilmesinin ve CİMER kampanyasının ardından hakkında soruşturma başlatıldığını anlattı.

Avukatına telefon ederek dönüp dönmemesi gerektiğini sorduğunu, avukatının “yakalama yok ama geri dön” dediğini aktaran Göktaş, Türkiye’ye döndüğünü ve pasaport kontrolü sırasında ekranda emniyet logosu belirdiğini söyledi.

Göktaş, polislerin önce “Yanlış pasaport okuttunuz herhalde” dediğini, daha sonra hakkında yakalama kararı olduğunu söylediklerini aktardı

Havalimanındaki polis memurlarının kendisine, “Sen salak mısın neden Türkiye’ye döndün” dediğini söyleyen Göktaş, “Üzüldüm buna” dedi.

“KENDİ AYAĞIYLA GELMİŞ BİRİNE TERS KELEPÇE TAKILDI”

Gözaltı sürecinde yaşadıklarını da anlatan Göktaş, telefonunun dahi alınmadığını, daha sonra amirin kelepçelenmesi gerektiğini söylediğini aktardı.

Göktaş, kendisinin Türkiye’ye kendi isteğiyle döndüğünü söyleyerek kelepçeye karşı çıktığını, polisin vazgeçtiğini ancak bunun kendi isteği nedeniyle olmadığını söylediğini belirtti.

Göktaş, daha sonra bekletildiği yerde yeniden kelepçe takmasının istendiğini ve “kendi ayağıyla gelmiş birine ters kelepçe takıldı” dedi.

Göktaş, kamerayla çekim yapılırken başının hep dik olduğunu, kamera arkasındayken bile dönüp güldüğünü ve sonrasında uzaktan çekilmiş bir görüntüsünün servis edildiğini söyledi.

Daha sonra Vatan’daki nezarethanede tutulduğunu belirten Göktaş, polislerin burada da neden Türkiye’ye döndüğünü sorduklarını ifade etti.

Gözaltındayken uyuşturucu testi yapıldığını anlatan Göktaş, test sonucunun hâlâ çıkmadığını söyledi.

“KILIÇDAROĞLU’YLA POLİS ZORUYLA GÖRÜŞTÜM”

Göktaş, adliye koridorunda beklediği sırada Kemal Kılıçdaroğlu’nun geldiğini ve görüşmek istediğinin kendisine iletildiğini söyledi.

Görüşme teklifini sert bir şekilde reddettiğini belirten Göktaş, buna rağmen polis zoruyla görüştürüldüğünü ifade etti.

Göktaş, “Üzerimden reklam yapılmasını istemiyordum, ona rağmen konuşmamı yalanladılar. Neden zorla görüştürüldüm hâlâ bilmiyorum” dedi.

Savunmasında Kılıçdaroğlu’nun kendisine “Neden yurt dışından döndün, imkan olsa bir dakika durmam burada” dediğini söyleyen Göktaş, daha sonra bunun bir şaka olduğunu ve bu soruyu kendisine sormayan tek kişinin Kılıçdaroğlu olduğunu dile getirdi.

“MASTERCHEF İZLERKEN TEKRAR TUTUKLANDIM”

Göktaş, itiraz sonucunda tahliye kararı verildiğini ancak sonrasında başka bir suçlamadan aynı gün yeniden tutuklandığını hatırlattı.

Göktaş, “Daltonlar suç örgütünü övme” suçlamasıyla tekrar tutuklandığını belirterek, SEGBİS odasında 30 saniyelik bir özgürlük yaşadığını söyledi.

Göktaş, “Hiç tahliye kararı verilmemiş olsa suç sayım daha az olacaktı. Masterchef izlerken tekrar tutuklandım yani” dedi.

“TERAPİ İFADESİ RENCİDE EDİCİ BULUNMUŞ”

90 dakikalık gösterisinin yalnızca beş dakikasında Erdoğan’ın geçtiğine dikkat çeken Göktaş, gösterisindeki “utangaç bir diktatör” tanımlamasının Cumhurbaşkanına hakaret sayıldığını belirtti.

Göktaş, “Diktatör ifadesi hakaret değil siyasi bir nitelemedir. Başka bir komedyen demokrat diyebilir ve benim şakamdan daha da komik olabilir. Cumhurbaşkanı aynı zamanda AKP genel başkanı. Hiciv sanatına alışık olmalıdır” diye konuştu.

Göktaş, mezarlıkta gülme olayının gazeteci Musa’ya verdiği röportaj sırasında gerçekleştiğini belirterek suçlamayı anlamadığını söyledi.

Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söz konusu videosunu “görece sempatik” olarak nitelendirirken, terapiye ilişkin ifadenin rencide edici bulunduğunu söyledi. Psikoloji okumuş biri olarak terapiye gitmenin rencide edici olmadığını belirten Göktaş, Nasrettin Hoca’nın bu dönemde politik mizah yapması halinde Recep Tayyip Erdoğan’dan bahsetmeden gösteri yapamayacağını söyledi.

Göktaş, 25 yıllık AKP iktidarında yapılacak politik mizahın Erdoğan’dan bahsetmeden yapılmasının mümkün ve samimi olmayacağını belirtti.

GÖKTAŞ SAVUNMASINDA FATMA BETÜL SAYAN KAYA’YI DA GÜNDEME GETİRDİ

Göktaş savunmasında, fon soruşturmasının ardından AKP’deki görevlerinden istifa eden ve milyarlık borsa işlemleriyle anılan Fatma Betül Sayan Kaya hakkında da konuştu.

Göktaş, sahneye çıkan bir kişinin yasaklanmaması gerektiğini belirterek bunun tüm vatandaşlar açısından endişe verici olduğunu söyledi.

Göktaş, siyasilerin eleştirilere göğüs germesi gerektiğini belirterek çocukken Levent Kırca ve Ferhan Şensoy’u izlediğini söyledi. Kendi sözlerinin Levent Kırca tarafından duyulması halinde yumuşak bulunacağını ifade eden Göktaş, Kırca’nın televizyonda yaptığı mizahla herkesin evine girdiğini belirtti.

Göktaş, ifade özgürlüğünü koruyan yasaların değişmediğini ancak bugün bir komedyenin hapis yattığını söyledi.

Göktaş’ın savunmasındaki ilgili bölüm şöyle:

“Sahneye çıkan biri yasaklanmamalı. Bu tüm vatandaşlar için endişe vericidir. Siyasiler bu eleştirilere göğüs germelidir. Ben çocukken Levent Kırca ve Ferhan Şensoy izlerdim. Onlar beni izlese yumuşak bulurdu sözlerimi. Levent Kırca televizyonda yapıp herkesin evine giriyordu. O yıllarda ifade özgürlüğünü koruyan yasalar değişmedi, ama şu an bir komedyen hapis yatıyor. Değişen şaka kaldıramayan, kırılgan siyasetçiler. Bugün Ferhan Şensoy'u yasaklayan kişiler hatırlanmıyor ama Ferhan Şensoy’un oyunları ve sözleri hatırlanıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın en yakın ekibine aldığı, vitrine koyduğu bir isim; halkın, tüyü bitmemiş yetimin hakkına girdiği belgelenince ne yapıyor? Çıkıp bağımsız mahkemelerde ya da halkın karşısında hesap verip istifa bile etmiyor, 'affını' talep ediyor. Yargı onlara dokunmuyor, bir avuç rantiyeci korunuyor. Ama diğer tarafta bir komedyen, Harbiye'de kurduğu dört tane hiciv cümlesi için 3 Temmuz'dan beri güneş görmeyen hücrede tutuluyor. Bu çarpık tablo ancak ve ancak hesap vermeyen otoriter bir liderin ve onun zümresinin yönettiği bir ülkede yaşanabilir.”

“İDAMIMI İSTEMİŞ”

Göktaş, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasına gerekçe olarak CİMER şikayetlerinin gösterilmesine de değindi.

Gösterisinin dört milyon izlendiği gün yalnızca bir şikayet olduğunu belirten Göktaş, sosyal medyada hedef gösterilmeye başladıktan sonra CİMER şikayetlerinin arttığını söyledi.

Göktaş, yalnızca 185 kişinin CİMER’e şikayette bulunduğunu belirterek şikayetlerin içeriğine ilişkin örnekler verdi.

“Şaşırdım çünkü öyle bir hava yaratıldı ki daha fazla şikayet bekliyordum. Sadece 185 kişiyi ikna edebilmişler. Teletabilerden bile daha fazla kişi şikayetçi olmuştu. Şikayetlerin hepsine baktım, üzücüydü. 185 kişiden biri Selçuklu devletini salataya benzettiğimi söylemiş. Başka biri Instagram takipçilerimin artıp azalmasını dış güçlere bağlamış.”

CİMER’e yapılan bir şikayete de değinen Göktaş, bir kişinin kendisinin idam edilmesini istediğini söyledi.

Göktaş, bu kişi üzerinden kendisinin kin ve düşmanlığa tahrik etmekle suçlandığını belirterek şöyle konuştu:

“Biri 'İdam cezası olan bir ülkede idam edilmesini talep ediyorum, teşekkürler.' Benim bu kişiyi kin ve düşmanlığa tahrik ettiğim iddia ediliyor. Bu kişide öyle bir kin var ki tüm Ortadoğu’ya yeter. Benim tahrik etmeme gerek yok. Adam idam inovasyonu öneriyor. Elde idamlık bir komedyen var ve bunu idam cezası uygulayan ama elinde idamlık komedyen olmayan ülkeye ihraç etmeyi teklif ediyor. CİMER de altına 'Talebiniz alınmıştır' diye yazmış. Umarım kabul edilmez. İdam edilecek komedyen benim diye duygusal mı yaklaşıyorum, bilmiyorum.”

“88 GÜNDÜR CEZAEVİNDEYİM, BIRAKIN KONUŞAYIM”

Mahkeme hakimi, stand-up gösterisinin bile 1,5 saat sürdüğünü belirterek Göktaş’tan savunmasını toparlamasını istedi.

Göktaş ise “88 gündür hücredeyim, bırakın konuşayım” diyerek savunmasına devam etti.

88 gündür cezaevinde olduğunu belirten Göktaş, Daltonlar’ı övmek suçlamasıyla yeniden tutuklandığını ve bu nedenle fazladan bir aydır cezaevinde bulunduğunu söyledi.

Kaçma şüphesi olmadığını, yurt dışından kendi isteğiyle döndüğünü belirten Göktaş, hayatından üç ay çalındığını ifade etti.

Göktaş, “Yüzlerce mektup geldi. Söylediğim hiçbir sözde suç içeren bir söz yok. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum” dedi.

Göktaş’ın savunmasını tamamlamasının ardından salondakiler alkışladı.

Avukat Arslan: “185 CİMER şikayetinden kamu barışının bozulduğu iddia edildi”

Göktaş’ın ardından avukatlarından Metin Sinan Arslan savunma yaptı.

Arslan, Göktaş’ın tutukluluğu sürecinde Anayasa ve CMK’ya aykırı uygulamalar bulunduğunu savundu.

Arslan, “Göktaş’ın itibarını sarsmak için teşhir yürüyüşü yaptırılmıştır. Daha da kötüsü, Deniz Göktaş’a uyuşturucu testi yapıldı. İhbar yok, niye uyuşturucu testi yapıldı? 88 gündür testin hâlâ sonucu yok. Bu uygulama, nasıl düşmanca davranıldığını ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.

Avukat Arslan, Deniz Göktaş’ın savcılık sorgusu sırasında Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürülmesini de eleştirdi.

Arslan, “20 küsur yıldan fazla süredir avukatlık yapıyorum. İnsanlar savcı katında ailesiyle bile görüştürülmezken neden, ne amaçla bir siyasetçiyle görüştürülüyor” dedi.

Anayasa Mahkemesi ile AİHM kararlarından emsal örnekler aktaran Arslan, Göktaş’ın gösterilerinde daha önce herhangi bir şikayet olmadığını belirterek, yalnızca 185 CİMER şikayetinin bulunduğunu söyledi.

Arslan, savcının bu 185 şikayetten kamu barışının bozulduğunu iddia ettiğini belirterek, kamu barışının tek başına CİMER başvurularıyla bozulamayacağına ilişkin Yargıtay kararları bulunduğunu vurguladı.

SAVCILIK CEZA VE TAHLİYE TALEP ETTİ

Göktaş ve avukatının savunmasının ardından savcı, Göktaş’ın “utangaç diktatör” esprisinin tamamını okuyarak bu söylemin eleştiri sınırlarını aştığını ve hakaret suçunu oluşturduğunu iddia etti.

Savcı, oruç tutan canlı bomba, dini kitaplar ve haşema esprilerinin ise “halkın dini değerlerini aşağıladığını” savundu.

CİMER şikayetlerini de gerekçe gösteren savcı, Daltonlar esprisiyle “suçu ve suçluyu övme” suçunun işlendiğini de iddia etti.

Savcı, tüm bu suçlamalar kapsamında Göktaş’ın cezalandırılmasını ve verilecek hükümle birlikte tahliye edilmesini talep etti.

Göktaş, savcının esas hakkındaki mütalaasına karşı özellikle haşema esprisiyle ilgili suçlamayı kabul etmediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Ahmet Özeri’nin yetkilendirdiği avukat, Göktaş’ın cezalandırılmasını talep etti.

Göktaş’ın avukatı Arslan ise savcının mütalaasını kabul etmediklerini, tahliye talebine teşekkür ettiklerini ancak beraat talep ettiklerini söyledi.

DENİZ GÖKTAŞ TAHLİYE EDİLDİ

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi, “suçu ve suçluyu övme” suçundan beraat kararı verdi.

Mahkeme, iddianamede “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” olarak yer alan suçlamayı “dini değerleri aşağılama” kapsamında değerlendirerek Göktaş’a 7 ay 15 gün, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan ise 11 ay 20 gün hapis cezası verdi.

Mahkeme ayrıca Göktaş’ın tahliyesine karar verdi.

“DENİZ GÖKTAŞ’A ÖZGÜRLÜK”

Duruşma öncesinde İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önünde açıklama yaptı.

“Deniz Göktaş’a özgürlük” pankartının açıldığı açıklamada, “Deniz Göktaş serbest bırakılsın” sloganları atıldı.

Basın metnini okuyan Süheyla Oğuz, gülmenin, güldürmenin ve iktidarı eleştirmenin suç sayılmasına itiraz etmek için bir araya geldiklerini söyledi.

Oğuz, Göktaş’ın “Ölü Deniz” gösterisinin daha ilk haftasında milyonlarca kez izlendiğini belirterek, gösteride gündelik hayatta yaşanan gerçeklerin sahnede yüksek sesle dile getirildiğini ifade etti.

Göktaş’ın iktidar çevreleri tarafından hedef gösterilmesinin ardından hakkında toplu şikayet dilekçelerinin delil sayılarak soruşturma açıldığını söyleyen Oğuz, Göktaş’ın yurt dışından dönüşünde havalimanında gözaltına alındığını ve ertesi gün tutuklandığını belirtti.

Oğuz, Göktaş’ın halen “kuyu tipi” olarak bilinen yüksek güvenlikli cezaevinde tutulduğunu söyledi.

“SAHNE SUÇ MAHALLİNE, ŞAKA DELİLE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

Göktaş hakkında 12 yıla varan hapis cezası istenmesine tepki gösteren Oğuz, davanın hukuksuzluk üzerine kurulduğunu savundu.

İddianamenin tutuklamadan 63 gün sonra hazırlandığını belirten Oğuz, Göktaş hakkında tahliye kararı verilmesine rağmen müzekkere yazılmadan yeni bir suçlamayla yeniden tutuklama kararı verildiğini ve avukatlarına haber verilmediğini söyledi.

Oğuz, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Sahne suç mahalline, şaka delile, kahkaha tehdide dönüştürüldü. Ortada bir yargılama değil, tüm topluma gözdağı vermek için sahnelenen bir ceza süreci var.”

Göktaş’ın tutuklanmasının tekil bir olay olmadığını belirten Oğuz, gazeteciler, sanatçılar ve sosyal medya kullanıcılarına yönelik baskılara dikkat çekerek, “Aynı baskı düzeninin eli mizaha da uzanmış durumda” ifadelerini kullandı.

Açıklamada son dönemdeki gözaltı ve tutuklamalara da dikkat çekilirken, Deniz Göktaş’ın serbest bırakılması talep edildi.

ADLİYE GİRİŞİNDE KISITLAMA

Açıklamanın ardından gözler duruşmaya çevrildi.

Sabah saatlerinden itibaren İstanbul Adliyesi çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alınırken, adliye girişinde de kısıtlama uygulandı. Basın mensupları, milletvekilleri ve avukatlar binaya alınırken vatandaşların girişine izin verilmedi.

Duruşmanın görüleceği salonun bulunduğu koridor ise bariyerlerle kapatıldı. Böylece Göktaş’ın ilk duruşmasını takip etmek isteyen yurttaşlar duruşma salonunun bulunduğu bölüme alınmadı.

Kaynak: Evrensel