Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, kamuoyunda “fon vurgunu” olarak anılan soruşturmaya ilişkin Sözcü yazarı Saygı Öztürk’e bir mektup gönderdi. Öztürk’ün köşesinde yayımladığı mektupta İmamoğlu, soruşturma sürecini, borsadaki hareketleri ve İBB’ye yönelik operasyonlarla ilgili değerlendirmelerini paylaştı.

İmamoğlu, mektubunda fon vurgununa ilişkin iddiaların siyasi, idari, bürokratik ve yargısal boyutları bulunduğunu öne sürdü. İBB’ye yönelik operasyonlarla fon soruşturması arasında bağlantı olduğunu savunan İmamoğlu, iki milyona yakın kişinin siyasi ilişkileri bulunan bir yapı tarafından zarara uğratıldığını iddia etti.

İmamoğlu, mektubunda şu ifadeleri kullandı:

“Emekli olmak, kaçmak, istifa etmek, görünmez olmak bu vurguncuları kurtarmaz, kurtarmayacak. Milleti canından bezdirdiler! Elbette hesap verecekler.”

İMAMOĞLU: “ASRIN SOYGUNU FON VURGUNU, BAŞSAVCILIĞIN TAKİBİNDEYDİ”

Mektubunda fon soruşturmasının geçmişine değinen İmamoğlu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 26 Şubat 2025’te sermaye piyasalarına ilişkin olarak Sermaye Piyasası Kuruluna (SPK) yazı gönderdiğini belirtti. İmamoğlu, buna rağmen soruşturmanın ilerleyen süreçte sonuçlandırılmadığını ileri sürdü.

İmamoğlu, aynı dönemde kendi diplomasının iptaline yönelik işlemler yapıldığını ve 19 Mart 2025’te İBB’ye yönelik operasyon gerçekleştirildiğini hatırlattı.

Söz konusu gelişmelerin birbirleriyle bağlantılı olduğunu savunan İmamoğlu, mektubunda şu değerlendirmeyi yaptı:

Ani köprüsü yeniden inşa edilecek: İhale süreci tamamlandı
Ani köprüsü yeniden inşa edilecek: İhale süreci tamamlandı
İçeriği Görüntüle

“Fon vurgunu süreci özel bir tasarımdır. Siyaset, idare, bürokrasi ve yargı ayakları vardır.”

İmamoğlu, İBB’ye yönelik operasyonlar sırasında bazı kişilerin uzun süre tutuklu kaldığını, fon vurgunu iddiaları bakımından ise aynı dönemde gerekli adımların atılmadığını öne sürdü.

“PİYASA ÇÖKERKEN TERA’NIN SEPETİ ZİRVE YAPTI”

Ekrem İmamoğlu, mektubunda 19 Mart 2025’teki İBB operasyonunun ardından borsada yaşanan düşüşlere ve Tera Menkul Değerler’in işlemlerine ilişkin iddialara da yer verdi.

İmamoğlu, borsanın iki günde yüzde 16,3 değer kaybettiğini ve bir hafta içinde yatırımcıların toplam 31,5 milyar dolarının buharlaştığını ileri sürdü. Piyasalardaki düşüş sırasında Tera’nın ağırlık verdiği hisselerden oluşan sepetin yükseldiğini iddia eden İmamoğlu, bu hareketlerin araştırılması gerektiğini savundu.

Mektubunda 21 Mayıs’ta verilen mutlak butlan kararının ardından yaşanan borsa düşüşüne de değinen İmamoğlu, Tera’nın bu süreçte 1 milyar 870 milyon dolarlık alım yaptığını öne sürdü.

İmamoğlu, işlemlerin kimler tarafından ve hangi kaynaklarla gerçekleştirildiğinin ortaya çıkarılması gerektiğini belirterek SPK ve Merkezi Kayıt Kuruluşunun (MKK) bu konuda bilgi sahibi olduğunu iddia etti.

İmamoğlu, fon vurgununun boyutuna ilişkin ise yaklaşık 17 milyar dolarlık bir tutardan söz etti. Bu rakam ve mektupta dile getirilen diğer iddialar, İmamoğlu’nun açıklamaları olarak aktarıldı.

İMAMOĞLU’NDAN SİYASİ İLİŞKİ VE FON İDDİALARI

Mektubunda soruşturma dosyasındaki bazı ifadelere de değinen İmamoğlu, kendi cumhurbaşkanlığı adaylığı için fon oluşturulduğu yönündeki iddiaları reddetti.

İmamoğlu, evinde veya yakın çalışma çevresinde fon ya da para bulunduğuna ilişkin bir durum olmadığını savunarak, fon vurgunuyla ilgili iddiaların farklı bir tablo ortaya koyduğunu ileri sürdü.

İmamoğlu, mektubunda şu ifadeleri kullandı:

“Ancak görüldü ki yolsuzluk fonlarını kurup milletin parasını İBB’ye operasyon yaparken aynı dönemde AK Parti zihniyeti ve temsilcileri çaldılar.”

İmamoğlu ayrıca Yahşihan, Esenyurt ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) ile ilgili çeşitli iddiaları da gündeme getirdi. Bu başlıklardaki suçlama ve değerlendirmeler mektupta İmamoğlu’nun beyanları olarak yer aldı.

“DENETLEME YOK, TEFTİŞ YOK, HİÇBİR MÜDAHALE VE SORUŞTURMA YOK”

Fon vurgunu iddialarının yalnızca belirli kişi ve kurumlarla sınırlı olmadığını savunan İmamoğlu, denetim ve soruşturma süreçlerine ilişkin eleştirilerde bulundu.

Mektubunda siyasi kadrolar, eski bakanlar, bürokratlar ve yargı mensuplarının rolüne ilişkin iddialar dile getiren İmamoğlu, yaşananların kapsamlı biçimde araştırılması gerektiğini belirtti.

İmamoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Biz ise ülkenin her yerine sirayet etmiş olan bu ‘VURGUN DÜZENİNİ’ çözmek ve adalete kavuşturmak zorundayız. Milletimizin hakkını, hukukunu, vicdanını, sofrasını, cebini korumak ve kollamak zorundayız.”

Mektubunu mücadele mesajıyla tamamlayan İmamoğlu, “Mutlaka kazanacağız. İhtiyacımız olan, azim, kararlılık, cesaret ve birlikte olmaktır!” dedi.