AB Komisyonu ve AB Parlamentosu 2020 yılından bu yana tartışılan göç ve mültecilik hakkını kısıtlayan sığınma ve göç anlaşmasını tüm tepkilere rağmen kabul etti.

AB’nin kabul ettiği anlaşmaya göre üye ülkeler ya mültecileri kabul edecek ya da Yunanistan, İtalya gibi ülkelere mülteci başına 20 bin avro ödeyecek. Emek Partisi tarafından anlaşmaya dair yapılan yazılı açıklamada, "AB uluslararası mülteci hukuku ve insan hakları hukukunu adeta yıktı geçti!. Anlaşma AB sınırlarında göçün nasıl dışsallaştırdığının da göstergesi. 'Parası ne ise verelim, mülteciyi sınırlarımız dışında tutalım' anlayışı ile çıkardıkları savaşların, yoksulluğun faturasını da ödemekten kaçıyorlar" denildi.

EMEP işçi sınıfının ve halkların, kazanılmış haklarını tasfiye anlamı taşıyan anlaşmaya karşı mücadeleyi büyütmeye çağrısı yaptı.

KAPALI MERKEZLER CEZAEVİNE DÖNÜŞTÜ

2026 yılından itibaren hayata geçirecek anlaşmada, ülkesi, savaş, yoksulluk ve rant düzeni nedeniyle yıkılan, en temel haklarını bile kaybeden halklara daha çok mağduriyet, mültecilere insanlık dışı muamele alt başlıklarının yer aldığını kaydeden Emek Partisi'nin değerlendirmesi şöyle:

"Pakistan, Fas, Cezayir, Bangladeş gibi ülkeler ‘Nispeten güvenli’ ilan edilerek bu ülkelerden gelen mülteciler aylarca kapalı merkezlerde tutulacak. Türkiye’de GGM’lerin kapalı cezaevine dönüştüğü bir gerçekle karşı karşıyayız. O nedenle AB’nin bahsettiği kapalı merkezlerin adeta bir cezaevine dönüşmesi, göçmen ve mültecilerin insanlık dışı koşullarda tutulmasını tahmin etmek zor değil.

İmamoğlu, 15 Temmuz üzerinden AKP’ye yüklendi: Önünü açanlar yeterince hesap vermedi İmamoğlu, 15 Temmuz üzerinden AKP’ye yüklendi: Önünü açanlar yeterince hesap vermedi

SIĞINMA PROSEDÜRLERİNİ ASKIYA ALABİLECEKLER

Sığınma ve göç yasası, AB ülkelerinin gerekli gördüğü takdirde kriz durumu ilan etmesine ve sığınma prosedürlerini geçici olarak askıya almasına izin veriyor. Bu haliyle, bir kriz ilan edilerek mültecilerin tüm sığınma süreçleri durdurulabilir ve zulme uğrama riskine rağmen geri gönderme olağan hale getirilebilir.

Bu tablo ile AB’de mültecilerin sınır dışı edilmesi kolaylaştırılacaktır.

Yeni yasada sınırlarda 6 yaşından itibaren çocuklar da dahil daha etkili yüz tanıma ve parmak izi sürecinin işletilmesi çocukların bile gözaltına alınmasını normal kılacaktır.

"'ULUSLARARASI MARKALAR AVRUPA'YA GELMEYİN 75 DOLARA BİZE ÜRETİN!' DİYOR"

Ortadoğu’yu kan ve yoksulluğa boğan emperyalist barbarlığın alt başlıkları bu anlaşmayla yeni bir aşamaya geçmiş oldu. Göçün sonuçları üzerine odaklanılarak hazırlanan bu metinde neler yok dersek en temel insan hakları, işçilerin çalışma koşullarına yönelik düzenlemeler ve tabi ki de Ortadoğu’daki savaş politikalarını engelleyecek barış anlaşmaları yok!

Örneğin Bangladeş’in 3 bin 500 hazır giyim fabrikası, ülkenin yıllık 55 milyar dolarlık ihracatının yaklaşık yüzde 85’ini gerçekleştiriyor. Uluslararası markalar işçileri aylık 75 dolara çalıştırırken onların hükümetleri de işçilere ‘Avrupa’ya gelmeyin orada 75 dolarla bize üretim yapmaya devam edin’ demek istiyor. Bu ülke aynı zamanda AB tarafından “güvenli ülke” kabul ediliyor.

AB'NİN EMPERYALİST İKİYÜZLÜ POLİTİKALARINA KARŞI ENTERNASYONAL DAYANIŞMA ÇAĞRISI 

Siyonist İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları sürerken AB, İsrail’e yaptırımda bulunmak yerine, savaşı durdurmak için adım atmak yerine Filistin halkına “Bu sizin kaderiniz sakın sığınma talebinde bulunmayın” demek istiyor. AB bu anlaşmayla Filistin halkına; ‘Ölümden kaçmak mültecilik talebinde bulunmak isterseniz sizi aylarca kapalı cezaevinde tutacağız’ mesajı veriyor. İran İslam Rejimi, idamlarını sürdürürken AB, İranlı mültecilere ya sessiz kalma ya da idam sehpasına çıkma seçeneklerini sunuyor. Türkiye’deki şiddetten, yoksulluktan şikayet eden doktorlara, mühendislere, ‘Kaderine razı gelmeyi’ işaret ediyor.

AB’nin emperyalist iki yüzlü politikalarına karşı çıkmak, vicdani sorumluluğun ötesinde siyasal mücadelenin önemli bir parçasıdır. Barbarlığın yenilmesi, işçi sınıfının ve halkların kazanması bu mücadeleyi en geniş kesimlerle örgütleyebilmekle mümkündür. İşçi sınıfının enternasyonal birliğini, enternasyonal dayanışmasını ön planda tutarak yürütülecek topyekun bir mücadele, emperyalistlerin bu barbarlık planını boşa düşürecektir. Emek Partisi olarak işçi sınıfının ve halkların, kazanılmış haklarını tasfiye anlamı taşıyan bu anlaşmayı ortadan kaldırmak için, işçilerin birliği halkların kardeşliği mücadelesini büyütmeye davet ediyoruz!  

Kaynak: Evrensel

Editör: Selda Manduz