Eski Milli Eğitim Bakanı ve eski AK Parti milletvekili Hüseyin Çelik, yatırım fonlarında yaşanan gelişmelerin ardından sosyal medya hesabından kapsamlı bir değerlendirme yaptı.
Çelik, kamuoyunun yalnızca vatandaşların uğradığı zararın nasıl giderileceğini değil, sorumluluğu bulunan kişilerden hesap sorulup sorulmayacağını da merak ettiğini belirtti.
Denetimle görevli kurumların ne yaptığının ve varsa siyasi nüfuzun işlemlerde nasıl kullanıldığının ortaya çıkarılması gerektiğini söyleyen Çelik, "İşin ucu kime dokunursa dokunsun, sorumluluğu bulunan herkesten hukuk önünde hesap sorulmalıdır" ifadelerini kullandı.
"131 FONDA 455 BİN 758 TEKİL YATIRIMCI BULUNUYOR"
Çelik, tasfiye kapsamındaki 131 fonda, 455 bin 758 tekil yatırımcı” bulunduğunu belirterek, Adalet Bakanı'nın açıklamasına atıf yaptı.
Çelik'in paylaşımına göre, incelenen üç fon grubunda “141 gerçek kişi ve 73 şirketin toplam 187 milyar 653 milyon lira kazanç elde ettiği” tespit edildi.
Söz konusu kazançların hangi işlemler sonucunda elde edildiğinin ve hukuka aykırılık bulunup bulunmadığının ortaya çıkarılması gerektiğini belirten Çelik, yatırım yapmanın veya kazanç elde etmenin tek başına suç oluşturmadığına da dikkat çekti.
Çelik, "Bir fona yatırım yapmak veya kazanç elde etmek tek başına suç değildir; hukuki sorumluluk, yapılan işlemler ve deliller üzerinden belirlenmelidir" dedi.
"SORUŞTURMA FON YÖNETİCİLERİYLE SINIRLI KALMAMALI"
Çelik, soruşturmanın kapsamına ilişkin temel sorunun, incelemelerin yalnızca fon yöneticileri ve şirket sahipleriyle sınırlı kalıp kalmayacağı olduğunu söyledi.
Fon işlemlerine aracılık edenler ile denetim görevini yerine getirmeyenlerin de araştırılması gerektiğini belirten Çelik, varsa siyasi nüfuz kullanarak sorumluları koruyanların da hesap vermesi gerektiğini savundu.
Çelik açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:
"İşlemleri yapanlara dokunup onlara bu imkânı sağlayanları makamları veya siyasi yakınlıkları sebebiyle koruyup kollayacaksak, adaleti nasıl savunacağız? Böyle bir tutumla cezasızlık algısını da pekiştirmiş olmaz mıyız?"
"MASUMİYET KARİNESİ SORUMLULUĞU ARAŞTIRMAMANIN GEREKÇESİ OLAMAZ"
Hüseyin Çelik, masumiyet karinesinin korunması gerektiğini vurgularken, bunun kamu gücünü kullananların olası sorumluluklarının araştırılmaması anlamına gelmemesi gerektiğini belirtti.
Çelik, geçmişte yargının siyasi ve ideolojik tutumlarına itiraz edenlerin, benzer anlayışın farklı bir siyasi tercihle sürdürülmesini kabul etmemesi gerektiğini söyledi.
Açıklamasında nepotizm, parlamenter denetim ve kamuoyuna yapılan ekonomik açıklamalara da değinen Çelik, bazı açıklamaların siyasi ahlak açısından sorgulanması gerektiğini savundu.
Çelik, "Nepotizm 'küçük ayrıntı' denilerek geçiştirilirken" parlamenter denetimin de "Yargı zaten inceliyor, Meclis'in araştırmasına gerek yok" yaklaşımıyla gereksiz görülmesini eleştirdi.
"AK PARTİ'NİN KURULUŞUNDA SAVUNDUĞUMUZ ANLAYIŞLA BUGÜN KARŞILAŞTIĞIMIZ MANZARAYI BAĞDAŞTIRAMIYORUM"
Hüseyin Çelik, açıklamasının en dikkat çeken bölümünde AK Parti'nin kuruluş döneminde savunulan hukuk devleti, demokrasi ve adalet anlayışıyla bugün ortaya çıkan tabloyu bağdaştıramadığını söyledi.
Çelik şu ifadeleri kullandı:
"AK Parti’nin kuruluşunda savunduğumuz hukuk devleti, demokrasi ve adalet anlayışıyla bugün karşı karşıya olduğumuz manzarayı bağdaştıramıyorum."
Çelik, yolsuzlukla mücadele iddiasının yerini siyasi yakınlığa dayalı ayrıcalıklara, şeffaflık söyleminin açıklanmayan hesaplara ve yasaklarla mücadele anlayışının eleştiriyi susturma çabalarına bıraktığını ileri sürdü.
"VATANDAŞIN ADALETE GÜVENİNİ KAYBETMESİNİ BİRKAÇ GÖREVLİNİN YANLIŞI SAYAMAYIZ"
Ekonomik sorunlar ve geçim sıkıntısı yaşayan vatandaşların adalete ve yöneticilere duyduğu güvenin zedelenmesinin yalnızca birkaç görevlinin hatası olarak değerlendirilemeyeceğini savunan Çelik, temel itirazının geçmişte karşı çıktıkları anlayışın bugün iktidarın uygulamalarına hakim olduğu düşüncesi olduğunu belirtti.
Çelik açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
"Hukuk devleti olma iddiasının gereği olarak, işin ucu kime dokunursa dokunsun, sorumluluğu bulunan herkesten hukuk önünde hesap sorulmalıdır."


