Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 436 kişinin yargılandığı İBB davasında ikinci celsenin 37’inci günü. 9 Mart'ta başlayan davada 101. duruşma. Ekrem İmamoğlu daha önce yaptırılmayan savunmasına dördüncü gününde tamamlandı. İmamoğlu'nun aranın ardından çapraz sorgusu yapılacak ve avukatları savunma yapacak. Mahkeme başkanı savcıdan mütalaa alarak tutukluluk incelemesi yapıp ara karar verecek.
Bugünkü duruşmada savunmasına 10:58'te başlayan İmamoğlu, 12:54’te tamamladı. İmamğlu’nun savunması dört gün sürdü.
İMAMOĞLU: GÖNÜL İSTERDİ Kİ 600 GÜN SONRA SAVUNMA YAPACAĞIMIZ BİR YARGI DÜZENİ OLMASIN
Dünkü duruşmada 12:06'da savunmasına başlayan İmamoğlu, saat 18:03’te savunmasını bugün devam etmek üzere sonlandırmıştı. Duruşmayı pek çok gazeteci ve siyasi isim takip etmek üzere yerini aldı.
Saat 10:52 gibi tutuklu ve tutuksuz sanıklar salona gelmeye başladı. İzleyiciler, "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hçbirimiz", "Cumhurbaşkanı İmamoğlu", "Foncular içeri, başkanlar dışarı" sloganları atarak sanık tarafına seslendi.
10:58'de savunmasına başlamak üzere Ekrem İmmoğlu kürsüye geldi. Savunmasının bölünmemesi sebebiyle mahkeme heyetine teşekkür ederek, bugünü aynı şekilde tamamlamayı umut ettiğini söyledi. İmamoğlu, "Tabii gönül isterdi ki 600 gün sonra savunma yapacağımız bir yargı düzeni olmasın" dedi. İmamoğlu savunmasının ilk etapta çok daha geniş ve başka bir formda olduğunu daha sonra gerekli süre tanınmayınca değişikliğe gittiğini anlattı.
ESENYURT KAYYIM YARDIMCISINA "YOLSUZLUK" TEPKİSİ
Evrensel’den Dilan Temiz’in haberine göre, İmamoğlu, Esenyurt Belediyesi kayyımının başkan yardımcısı olarak görevlendirdiği, gözaltına alındığında evinden servet çıkan Yusuf Ulutaş'ın haberini dinleme imkanı olduğunu söyleyerek duruma tepki gösterdi. İmamoğlu, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in hukuksuz şekilde 1 yılı aşkın süre hapis yattığını belirtti. Kayyım atamasının önceden planlandığını vurgulayan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: "30 Ekim'de yapılan operasyonla Esenyurt'a ısmarlama bir kayyım atandı. Yolsuzluk dediler, Ahmet Özer 1 yıl hapis yattı; meğerse o sırada Esenyurt'ta malı götürmüşler! Ayan beyan ortada olan bu hukuksuzluk karşısında niye çıkıp bir tanesi Ahmet Özer'den özür dilemiyor? Niye görevine iade edilmiyor?"
"BELLİ Kİ BİRİLERİ KARARI SİZE BIRAKMAMAYA YEMİN ETMİŞ"
İmamoğlu İSTTELKOM A.Ş. Genel Müdürü Melih Geçek'in savcı tarfından usulsüz bir şekilde ifade çağrıldığını açıkladı. İmamoğlu, "Sayın Başkan, lütfen haberdar olmadığınızı düşünüyor ve umut ediyorum. 3 gündür devamlı söyledim. Benden önce çıkan tutuklular da söyledi. Ne dedik? Bizimle ilgili kararı siz ve heyetiniz verin dedik Sayın Başkanım, sayın heyet. Fakat belli ki birileri kararı size bırakmamaya yemin etmiş. Dün bunun çok acı ve vahim bir örneğini yaşadık Sayın Başkan."
"SAVCI BİZİM GELİŞİMİZİ BEKLİYOR APAR TOPAR SEGBİS'LE MELİH GEÇEK'İN İFADESİNİ ALIYOR"
"Şurada en masum 5 kişi kim deseniz, ben bir tanesi Melik Geçek derim" diyen İmamoğlu, "Masumiyetine bütün hücreme kadar inanıyorum bak, bu kadar eminim, bu kadar eminim! Melik Geçek, dün duruşma sabahı, sabah öncesi savcı, başsavcı vekili, bütün kötü eylemlere imza atanlardan birisi, ismini verecektim ama şimdi vermiyorum, o kirli ellere bir fırsat vermemek için vermeyeceğim ismini, apar topar, apar topar ifadeye çağırılıyor.
Melik Geçek'i ifadeye alıyor SEGBİS'le. Melik Geçek'e SEGBİS'te İSBAK'ta bir firmayı soruyor. O firmada Melik Geçek daha öncesi sigortalı çalışmış. 2009 öncesi. Bu diyor burada yüzlerce ihale almış diyor. O da diyor ki: "Yok" diyor, "Benim bildiğim 2 ya da 3 tane ihale almıştır" diyor. Mesela siz şeyi araştırın diyor, Mehmet Türk’ün şeylerini araştırın diyor. Oraya geçelim, oraya geçelim diyor, kayda bile almıyor bunu. Bunu kayda bile almıyor. İfadesini alıyor, anlatıyor Melih, gayet samimi, içten bir şekilde ifadesini veriyor. Diyor ki: "Melih kardeş" diyor, "Sen”. Kardeşi ben ekledim. “Sen bir 15 gün daha düşün. Bir hazırlık yap, bir hafızanı tazele. Ben seni bir daha ifadeye çağıracağım." Diyor ki o da masumiyetiyle, “Ben duruşmaya katılabilirim değil mi?" diyor. Tabii, tabii, katıl." diyor. "Sen bir 15 gün bir çalış" diyor, "ben seni hatta diyor, hafta sonu aldırırım" diyor, "hafta içi de değil, hafta sonu aldırırım, sen gene duruşmalarına katılırsın" diyor. Ve SEGBİS bitiyor ve Melih kardeş buraya geliyor.
"MELİH GEÇEK İKİNCİ KEZ YEDEK OLARAK TUTUKLANDI"
Dünü beraber yaşadık, geçirdik. Ben biraz erken çıkıyorum. Beni tek başıma götürüyorlar. Arkadaşlarım daha sonra geliyor. Geldiklerinde o olaya şahit olan bir arkadaşım, avukat görüşmemde seslenerek diyor ki: "Melih'i tekrar SEGBİS'e aldılar." Bakın, bizim cezaevine dönüşümüzü bekliyorlar, Sayın Başkan. Planlı, tasarlanmış, mahkeme kurulmuş, Melih'in cezaevine dönüşü bekleniyor. Sabah alınan ifadede Melih'le ilgili havale yok, mahkemeye havale yok, hiçbir şey yok. Tek başına, Melih'i cezaevine girer girmez SEGBİS'e alıyorlar, mahkemeye çıkartıyorlar. Mahkemeye havale dahi edilmemiş Melih'e tutuklama kararı veriyorlar. Bu tesadüfün iğne deliği değil mi, Sayın Başkan, Sayın Heyet? Yedek tutuklama! Bu utanmazlık değil de nedir? Hani 15 gün sonra bir daha ifade verecekti Melih. Şu anda desem ki Melih, lütfen ayağa kalk. Utanır biliyor musunuz ayağa kalkmaya? " ifadelerini kullandı.
MAHKEME HEYETİNE SESLENDİ: "SANDALYENİZİN ETRAFINDA, BİLGİSAYARLARINIZIN İÇİNDE AHTAPOTUN KOLLARI VAR"
İmamoğlu şöyle devam etti: "Omurgaları darmadağın olmuş, dans eder gibi burada ifade veren bir müptezelin, bana daire başkanlığı yapmış bir müptezelin bir ifadesi üzerine, bir ifadesi üzerine Erol Naim'in bir ifadesi üzerine, "Bu arkadaşımı dün sabah ifadesini alıyorsun, 15 gün sonra seni çağıracağım" diyorsun, akşama tutuklama veriyorsunuz. Sayın Başkan, sayın heyet bulunduğunuz kürsüde ahtapotun kolları var. Görüyorsunuz ya da göremiyorsunuz. Ahtapotun kolları var. Sandalyenizin etrafında, bilgisayarlarınızın içinde ahtapotun kolları var. Melih’i sabah tutuklamaya sevk etmemiş ki. Öyle olsa resmi evrakta yazar. Ama gün içinde hangi talimat gitmişse, hangi tuzak kurulmuşsa, hangi pusu kurulmuşsa Melih akşam tutuklandı. Yedek tutuklama yapıldı."
"BİRİLERİNE SARAY 12 METREKAREDEN BİLE KÜÇÜK GELİYOR"
İmamoğlu yaşananlara ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenerek, "uyarı"da bulundu:
"Buradan uyarıyorum. Ey Sayın Cumhurbaşkanı; bu kalleş düzen, bu kurulu, pusu düzeni, pusu sisteminden kendini de koru. Bir hemşehri olarak, Sayın Cumhurbaşkanı, seni uyarıyorum. Bu kalleş düzenden, bu yürütülen iş ve işlemlerden, akşamdan sabaha, sabahtan akşama Türkiye'yi yöneten bir insanın bunlardan haberi olmayacağını, buna vakit bile ayırmayacağını bilerek, bu kalleşlikten sen dahi kendini koru. Seni uyarıyorum. Kimin şimdi burada yargılanmama garantisi var. Türkiye'nin en iyi haline ulaşacağını ben biliyorum. İnancım onun için yüksek. Onun için 12 metrekareden korkmadan sesimi yükseltiyorum. Onun için 12 metrekare bana Türkiye Cumhuriyeti'nin 786 bin kilometrekaresi gibi geliyor. Onun için birilerine saray 12 metrekareden bile küçük geliyor. Adaletle ilgili sorunlu yıllarımız çok fazla, sorunlu dönemlerimiz çok fazla ama bu kadar derinleşen, bu kadar göze parmak sokar gibi adaleti yerle bir eden, bunu da açık açık söyleyen bir düzen olmadı. Onun için ey Sayın Cumhurbaşkanı seni uyarıyorum, bunu yapanlar sana da yapar!"
"GÜÇLÜ DEVLET HALK TV'Yİ, T24'Ü KAPATMAYAN DEVLETTİR"
Ekrem İmamoğlu "güçlü devlet, Türkiye" hayalini anlattı: "Güçlü devlet, nüfusunun yarısının sesini kısmayan devlettir. Halk TV'yi kapatmayan devlettir. T24'ü kapatmayan devlettir. Diğer muhalif televizyonları, gazeteleri tehdit etmeyen devlettir. Gazetecileri hapse atmayan devlettir. Kadınların emeğini, bilgisini, liderliğini ülkenin geleceğine ortak eden devlettir güçlü devlet. Bütün kadınların güçlü olmasını istiyorum. Olmazsa kurtaramayız bu devleti ey kadınlar. Yerel yönetimleri yok ederek güçlü devlet olamazsın. Her şeyi ben bilirimle, her şeyi Ankara'ya toplayayım da saray içine tıkıştırayımla güçlü devlet olamazsın. Kayyımlarla güçlü devlet olamazsın. Rakiplerini hapse tıkarak güçlü devlet olamazsın. Hapse tıktığın rakiplerin Edirne'de, Silivri’de yatıyorsa, sen meşru olamazsın. Meşruiyetini kaybettin. Senin bu şekilde girdiğin seçim de meşru olmaz."
“BİZ KAMU HİZMETİ YAPTIK, ONLARIN ELİNDE İFTİRADAN BAŞKA BİR ŞEY YOK"
İmamoğlu, hakkındaki iddialara tek tek yanıt vererek, "Bu salonda aylarca benden hesap soruldu; ben de şimdi milletimin huzurunda bu dosyanın defterini kapatıyorum" dedi. Davada yöneltilen "zarar", "örgüt", "casusluk" ve "rüşvet" suçlamalarını sert bir dille eleştiren İmamoğlu, dosyadaki iddiaların somut hiçbir belgeye dayanmadığını vurgulayarak mahkeme heyetine ve kamuoyuna seslendi.
"560 MİLYAR DEDİLER, 560 KURUŞ BULAMADILAR"
Hakkındaki finansal iddiaların tamamen uydurma olduğunu belirten İmamoğlu, süreç içerisinde rakamların ve suçlamaların nasıl değiştiğini şu sözlerle ifade etti: "560 milyar dediler, 560 kuruş bulamadılar. Rakamı 160 milyara indirdiler. 3’te 2’sini davanın tarafı olan bir bakanlığın memurlarına hesaplattırdılar. Geri kalanını borcunu ödemekten, kâr etmekten, ihaleyi iptal edip daha ucuza yaptırmaktan zarar diye yazdılar. 'Örgüt' dediler, şemaya koydukları adam 'Ben örgüt yöneticisi değilim' dedi. Yöneticiler birbirini bu salonda tanıdı. Çünkü öyle bir örgüt yok!"
CASUSLUK VE RÜŞVET İDDİALARI: "NOTER VAR, TAPU VAR, DEKONT VAR"
Aleyhindeki casusluk ve rüşvet suçlamalarının hiçbir somut delili olmadığını dile getiren İBB Başkanı İmamoğlu, ellerinde devlet belgeleri ve resmi kayıtlar olduğunu belirtti: "Delil diye 5 dakikalık bir nezaket ziyaretinin fotoğrafını koydular. Aynı beyefendinin Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve MİT Başkanı ile onlarca fotoğrafı var. O yetkililer serbest, Ekrem İmamoğlu hapiste ve casus!. Rüşvet verdiğini söyleyen kişi 'Hissettik' dedi. Parayı aldığı söylenen kişi beni ilk defa Emniyet'te gördüğünü söyledi. Bizim elimizde noter, tapu, dekont, Sayıştay raporu, Hazine izni, SGK belgesi var. Onların elinde ise baskıyla, tahliye vaadiyle alınmış ifadeler ve sipariş bilirkişi raporları var."
“KİMİ ZENGİN ETMİŞİM? "
155 eylemin hiçbirinde kendisine ait tek bir somut evrak veya görüntünün bulunmadığına dikkat çeken İmamoğlu, görev süresi boyunca şeffaf ve kamu yararına çalıştıklarını vurguladı:
"Kime tek bir kamu malını, kamu ihalesini peşkeş çekmişim? Kimi zengin etmişim? 1 yılda 114 bin açık ihalenin yapıldığı bir dönemi var ettik. %70-80 oranında geçmişten gelen yüklenicilerin iş kapasitesini ürettik. Cengiz'e, Kalyon'a 'İş almışsa yapacak, bitirip gidecek' dedik. Kendisi ne yapmışsa etraftan aynı şeyi bekleyen bir zihniyetle mücadele ediyoruz. Biz kamuya hizmet ettik, insanları mutlu ve huzurlu kıldık."
"MÜCADELEMİZ İNTİKAM DEĞİL; ADALET, DEMOKRASİ VE CUMHURİYET MÜCADELESİDİR"
Türkiye için adalet ve hukuk vurgusu yapan İmamoğlu, kimseden ayrıcalık istemediğini belirterek konuşmasını şöyle tamamladı: "Bana başka, rakibime başka hukuk istemiyorum. Bugün bize yapılanın yarın başkalarına yapılmasını hiç istemiyorum. Mücadelemiz intikam değil; adalet, demokrasi ve cumhuriyet mücadelesidir. Bu ülkede yarın hukuk geri geldiğinde bu dosyayı kuranlar da hakim karşısına çıkacak. Şafak vakti kapıları kırılmadan, iffete ve namusa saldıran gece operasyonlarının yaşanmadığı, insanların avukatlarıyla adilce savunma yapabildiği bir Türkiye için mücadele edeceğiz."
YASAKLANAN KİTABININ MAKETİNİ MAHKEMEYE TESLİM ETTİ: "GÜNÜ YAKINDIR, OKUYAN GERÇEĞİ GÖRECEK"
İmamoğlu, duruşma sırasında basımı yasaklanan ve toplatılan kitabının maketini mahkeme heyetine sunarak dosyaya delil olarak eklenmesini istedi: "Bu benim yayınlanmayan kitabımın maketi. Üstünde bomba yok, içinde şiddete çağıran tek bir cümle yok; sadece bu dosya ve savunmam var. Bu kitaptan korkuldu ve usulsüz bir biçimde yasaklandı. Delil olarak korunması için mahkeme dosyasına veriyorum. Bu kitap bir gün raflarda olacak, linklerde bulunacak. Yanına bu dosyanın tutanakları konacak ve okuyan herkes hangisinin gerçeği anlattığını görecek. Allah büyüktür, millet şahittir, gelecek yakındır."
İMAMOĞLU SIRALADI, İZLEYİCİLER "AMİN" DEDİ
"Bu bir bitiştir" diyen Ekrem İmamoğlu son sözlerini söylerken izleyici kısmından her cümlenin sonunda "Amin" sesleri yükseldi:
"Bu sandıktan korkan iktidar, milletten korkuyor demektir'in daniskasıdır. Allah kimseyi sizin düştüğünüz bu acınası duruma düşürmesin. (Amin) Size üzülmüyorum ama milletimizi düşürdüğünüz duruma üzülüyorum. Yüce Rabbim kimseyi kendi hırsı, kendi koltuğu için millete zulmetme, millete yalan söyleme, milletten çalma, milletin servetini fonlara yandaşlarına dağıtma durumuna düşürmesin. (Amin) Yaradan sizi, sizden bu milleti korusun, bu milleti de sizden korusun. (Amin)
Evet, kötülüklerin biriktiği, üst üste yığıldığı ve artık taştığı bir dönem yaşıyoruz ama Türkiye bu tuhaf, bu absürt, kendisine bu kadar yabancı dönemi mutlak geride bırakacak. Kendi gerçek kimliğine kavuşacak. Bu kabus bitecek. Bu kabusun bittiği günler yakındır. Yaradan’a dua ediyorum, Allah'ım ya Rabbim, sen bizi en kısa zamanda sandığa, sandıktan 1 gün sonra da pırıl pırıl bir Türkiye'ye uyandırmayı nasip eyle ya Rabbim. (Amin)
Yaşadığımız bu dönem Türkiye tarihinin acayiplikler hanesine yazılacak. Sonra da kapanıp gidecek. İleride tarihçiler bu karanlık dönemi biraz şaşkınlıkla, biraz dehşetle yazacaklar. Bir belediye başkanını metro yaptığı için, borcunu ödediği için, ihaleyi iptal edip daha ucuza yaptırdığı için yargılandığını okuyan çocuklarımız inanmayacak, akıllarına şaşacak. Bunu nasıl yaptılar diye utanacak. Bunu yapanların çocukları okuyacak, utanacak. Ar edecekler. Babasından, amcasından, dedesinden utanacak. Allah kimseyi utanılacak dede, baba yerine düşürmesin. (Amin) Ve o gün herkese hesap soracak. Bu dosyayı kim kurdu, kim imzaladı, kim sustu? O soruların cevabını bu salon verecek, tarih verecek. Ve o tarih çok yakındır."
"BU OPERASYONLARLA KARALAMALARINIZ, KAMPANYALARINIZ VIZ GELİR TIRIS GİDER"
İmamoğlu şöyle devam etti: "Bu süreci kurgulayan size sesleniyorum: Evet bugün elinizde bir devlet gücü var. Bir avuç militan bürokratla ülkeyi teslim aldığınızı zannediyorsunuz. Bir avuç danışmanla Türkiye'ye ayar verdiğinizi zannediyorsunuz. Seçim tarihi belirlediğinizi zannediyorsunuz. Kim olduğunu bilmediğimiz, geçmişinde hiçbir başarısı olmayan birkaç sözcünüzle bu ülkenin geleceğine karanlık mesajlar vermeye çalışıyorsunuz. Ama ne siz ne de o bir avuç militan bürokrat ne de o çevrenizdeki zavallılar, bana asla boyun eğdiremeyeceksiniz. Beni teslim alamayacaksınız.
Beni hapse atabilirsiniz. Zindana tıkabilirsiniz. Avukatımı yanıma sanık olarak getirebilirsiniz. Sesimi, yüzümü, fotoğrafımı yasaklayabilirsiniz. Kitabımı toplatabilirsiniz. Babamın emekli maaşına el koyabilirsiniz. Oğlumun özgürlüğünü kısıtlayabilirsiniz. Aileme her türlü saldırıyı yapabilirsiniz. Ama benim irademe sahip olacak kişi anasının karnından doğmadı.
Ben milletimi temsil ediyorum. İnandığım ülküden, demokratik hukukun egemen olduğu özgür ve eşit bir Türkiye inancından asla vazgeçmeyeceğim. Baskılarınız, psikolojik operasyonlarınız, akşamdan sabaha geliştirdiğiniz stratejileriniz, daha dünden bugüne kurduğunuz mahkemelerle tutuklamaya çalıştığınız, tutukladığınız masum insanlarla yaptığınız bu operasyonlarla karalamalarınız, kampanyalarınız vız gelir tırıs gider"
"SİZE ACIYORUM; EY KİŞİ, SANA ACIYORUM!"
İmamoğlu, iktidara ve "mahkeme sürecini yönlendirenlere" sert sözlerle yüklendi. Silivri'den milletin iradesini ve kararlılığını gördüğünü belirten İmamoğlu, tüm muhalefeti ve Türkiye'yi demokrasiye sahip çıkmaya çağırdı. İmamoğlu, sürecin başından bu yana unutulacağının varsayıldığını ifade ederek şu açıklamalarda bulundu: "Size çöp tenekesi muamelesi yapıyorum. Çünkü benim iradem, milletin iradesiyle ve tarih şuuruyla hareket ediyor. Eskiden beni sürekli rüyanızda görüyordunuz, şimdi kabusunuz daha da büyüdü. 'Bir günde, bir ayda unutulur' dediniz. 19 ay geçti, 600 gün bitti. Bu millet bu yapılan kötülükleri, yaptığınız zalimleri unutmadı, unutmayacak. Size acıyorum; ey kişi, sana acıyorum!"
Cezaevi koşullarından milletin duruşunu net bir şekilde gördüğünü belirten İmamoğlu, direniş ve kararlılık mesajı verdi:
"Silivri’nin duvarları yüksek ama ardına bakınca bu ülkeyi çok net görüyorum. Bir koğuşta, görüş kabinesinin camının arkasında, cezaevi aracının penceresinde milletin yüzünü görüyorum. O yüz yorgun ama teslim olmamış; öfkeli ama umudunu kaybetmemiş; düşünceli ama kararlı. Ben buradayım, o 87 milyonun içindeyim ve bir adım, bir milim geri atmıyorum."
YÜZDE 80'E VE MUHALEFETE ÇAĞRI: PARTİMİZE DEĞİL, TÜRKİYE'YE SAHİP ÇIKMALIYIZ
İktidarın sandıktan korktuğunu iddia eden İmamoğlu, tüm siyasi partilere ve yurttaşlara birleşme çağrısı yaptı: "Bu ülkede demokrasiye ve cumhuriyete inanan herkesi göreve çağırıyorum. Bütün muhalefete, en az yüzde 80'e sesleniyorum: Farklılıklarımızı unutalım demiyorum, o farklılıklar zenginliğimizdir. Ama ortak evimizi yakmak isteyenlere fırsat vermeyelim. Kendi partimize değil, Türkiye'ye sahip çıkmalıyız. Taraf olmanız gereken şey cumhuriyettir, adalettir. Bu iktidar artık sandıkta kazanamayacağını biliyor. Sandığı görmeden kazanmak istiyorlar, korkuyorlar. Biz 'Korkma' diyen Mehmet Akif'in seslendiği insanlarız."
MUHALEFETE "SANDIK" ÇAĞRISI
"Öğrendik ki sandığa sahip çıkan millet yenilmez" diyen İmamoğlu, bütün muhalefet partilerine "sandık" çağrısında bulundu: "Türkiye'nin her köyünde, her mahallesinde, her okul sınıfında kurulan her sandığın başında, bir vicdan nöbeti tutmak zorundayız. Bugünden bunun hazırlığını yapmak zorundayız. Orada bu milletin namusu var, orada bu milletin iradesi var, orada bu milletin geleceği var, bu kadar önemlidir. Hangi partiden olursak olalım, ortak bir sandık güvenliği ağı kurmak zorundayız. Her oyu sayalım, her tutanağa imza atalım, her tutanağın fotoğrafını çekelim. Son oy sayılmadan, son tutanak teslim edilmeden, son itiraz kayda geçmeden o sandıktan, o sandığın başından asla ayrılmayalım. Partili partisiz, gönüllü ne kadar yurttaşımız varsa şimdiden o gün için, o sandık günü için sandık başında olmak için hazırlığını yapsın. Bütün sivil toplum kuruluşları, barolar, özellikle siz avukatlar, siz hukukçular meslektaşlarınızla birlikte hazır olmalısınız. Çünkü sandık bu milletin elinde kalan son kale değildir, bu milletin ilk ve asıl kalesidir"
GENÇLERE ÖZEL SESLENİŞ
Konuşmasında gençlere özel olarak seslenen Ekrem İmamoğlu, "Size sabredin, bekleyin demiyorum; bu ülke hem de şimdi sizin. Hayatta kalmakla yetinmeyin, itiraz edin ve siyasete katılın" diyerek gençleri geleceğe sahip çıkmaya çağırdı. 19 Mart gecesi meydanlara çıkan gençlerin cesaret verdiğini belirten İmamoğlu, Cumhuriyetin her kuşağın yeniden büyüttüğü bir ortaklık olduğunu vurguladı. Türkiye’deki karanlığa rağmen umudunu koruduğunu ifade eden İmamoğlu, en büyük güveninin gençlerde olduğunu ve onların içindeki öfkenin geleceği inşa edecek büyük bir enerji barındırdığını söyledi.
ERDOĞAN'IN OKUDUĞU ŞİİRİ OKUDU
İmamoğlu daha önce Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın okuduğu "Sezai Karakoç – Onlar Sanıyorlar ki" şiirini okudu: "Bu sözleri tekrar edeceğim: Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak tarih susmayacak. Tarih sussa hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulmayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar tarihin azabından kurtulmayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar."
SAVUNMASINI HZ. ALİ’NİN SÖZÜYLE BİTİRDİ
İmamoğlu, dördüncü gününe giren savunmasını saat 12:54’te tamamladı. Konuşmasını Cumhuriyet, adalet ve milli irade vurgularıyla noktalayan İmamoğlu, kendisini aziz millete emanet ettiğini söyledi. Savunmasının son bölümünde Hz. Ali'nin sözlerine atıfta bulunan İmamoğlu, mahkeme heyetine ve kamuoyuna şu ifadelerle seslendi:
"Biz Atatürk'ün öğrencileriyiz. Cumhuriyetin yılmaz bekçileriyiz, demokrasinin sonsuz savunucularıyız. Siz ne yaparsanız yapın son sözü daima millet söyler. Son hükmü daima ilahi adalet verir. Hiç kimsenin şüphesi olmasın; adalet kazanacak, demokrasi kazanacak, Cumhuriyet kazanacak, bu aziz millet kazanacak. Ben kendimi hiç kimseye değil, aziz milletime emanet ediyorum. Ne güzel söylemiş Hz. Ali: 'Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır.' Ey halkım, bu sözü tekrar ediyorum. Aziz milletimizi ve sayın heyeti saygıyla selamlıyorum."
ARA KARAR BEKLENİYOR
Duruşmaya ara verildi. Aranın ardından Ekrem İmamoğlu'nun çapraz sorgusu apılacak, sorgunun tamamlanmasıyla avukatlarının savunması alınacak ve davada ara karar verilerek ikinci celse bitirilecek. Ara 14:12'de sona erdi.
SAVUNMASI ENGELLENMİŞTİ
İlk celsede temmuz ayındaki son duruşmada, İmamoğlu'na kısıtlı süre tanınmış ve savunma hakkını engellemişti. Bunun üzerine İmamoğlu ile mahkeme başkanı tartışmış ve zapta "Susma hakkını kullandı" yazılmıştı. İmamoğlu, ikinci celse başlarken 18 Ağustos oturumunda mahkeme başkanına "Ben susma hakkımı kullanmadım. 'Susma hakkını kullandı' kavramı tamamen uydurma bir kavramdır. Feragat diye bir kelimeyi de kabul etmiyorum" demişti. İmamoğlu'nun savunmasını içeren kitabı da yasaklanmış ve matbaa basılarak toplatılmıştı.


