Dipnot Yayınları, Mahir Çayan'ın yazılarını ve hakkında kaleme alınan çalışmaları bir araya getiren “Mahir Çayan Kitabı: Toplu Yazılar ve Üzerine Yazılar” adlı eserin toplatıldığını açıkladı.
Yayınevinin verdiği bilgiye göre, 19 Haziran 2026'da yayımlanan kitap hakkında Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından toplatma kararı verildi. Kitabı hazırlayan Dipnot Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Emirali Türkmen hakkında ise “THKP-C terör örgütü propagandası” gerekçesiyle dava açıldı. Davanın duruşmasının 23 Şubat 2027'de yapılacağı bildirildi.
DİPNOT YAYINLARI: "KİTAPLAR SUÇ ALETİ, DÜŞÜNCELER SUÇ DELİLİ DEĞİLDİR"
Dipnot Yayınları, toplatma kararına ilişkin açıklamasında, bir kitabın toplatılmasının yalnızca basılı bir eserin okurla buluşmasının engellenmesi anlamına gelmediğini belirtti. Yayınevi, kararın düşüncenin dolaşımına, tarihsel olayların tartışılmasına ve toplumun kendi geçmişiyle yüzleşme hakkına yönelik bir müdahale olduğunu savundu.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
"Bir kitabın toplatılması, yalnızca basılı bir eserin okurla buluşmasının engellenmesi değil, aynı zamanda düşüncenin dolaşımına, tarihte olan bitenlerin tartışılmasına ve toplumun kendi geçmişiyle yüzleşme hakkına yönelik bir müdahaledir. Oysa kitaplar suç aleti, düşünceler suç delili değildir."
Yayınevi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 19. maddesini hatırlatarak herkesin düşünce ve ifade özgürlüğüne sahip olduğunu, bu hakkın bilgi ve görüşleri araştırma, edinme ve yayma özgürlüğünü de kapsadığını belirtti.
"DEMOKRASİ, KATILMADIĞIMIZ DÜŞÜNCELERE DE TAHAMMÜL ETMEYİ GEREKTİRİR"
Dipnot Yayınları, yayınlama özgürlüğünün düşünce ve ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, demokratik toplumlarda farklı düşüncelerin tartışılabilmesi gerektiğini ifade etti.
Açıklamada, Türkiye tarihinin belirli dönemlerine damga vuran toplumsal ve siyasal hareketlerin yasaklarla unutturulamayacağı savunuldu. Yayınevi, toplatma kararlarının geçmişin tarihsel sonuçlarını ortadan kaldıramayacağını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
"Demokrasi, katılmadığımız düşüncelere de tahammül etmeyi ve onların konuşulma hakkını savunmayı gerektirir. Yayınlama özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir unsuru ve demokratik bir toplumun işleyişi açısından temel bir haktır."
Yayınevi, hiçbir yasağın fikirlerin toplum içinde dolaşımını ve tartışılmasını bütünüyle engelleyemeyeceğini, baskıların da hakikat arayışını durduramayacağını kaydetti.
"YAYINCILIĞIN BASKI ALTINA ALINMASINA SESSİZ KALMAYACAĞIZ"
Dipnot Yayınları, açıklamasında ifade ve yayın özgürlüğüne yönelik müdahalelere, eleştirel ve muhalif fikirlere erişimin engellenmesine ve kitapların suç unsuru gibi gösterilmesine karşı sessiz kalmayacağını bildirdi.
Yayınevi, özgürce tartışılan fikirlerin özgürlükçü, eşitlikçi ve barışçıl bir toplumun kurulması açısından önemli olduğunu vurguladı.
Açıklamanın devamında şu ifadeler kullanıldı:
"Bu nedenle, geçmişten bugüne içinde bulunduğumuz karanlığa rağmen düşünmeye, yazmaya, üretmeye ve yayımlamaya devam edeceğiz. Harflerin, kelimelerin ve kitapların yaratıcı gücüne; eleştirinin, dayanışmanın, barışın ve özgürlüğün kurucu gücüne inanıyoruz. Bizi yıldırmak isteyenlere ve yasaklara karşı sözümüzü çoğaltacak, kitaplarımızı okurlarla buluşturmaya devam edeceğiz. Özgür, demokratik ve eşitlikçi bir ülke ve dünya için yeni fikirlerin üretilmesine ve tartışılmasına destek olmaktan vazgeçmeyeceğiz."
Yayınevi açıklamasını "Yaşasın hayat, yaşasın kitaplar!" sözleriyle tamamladı.
MAHİR ÇAYAN KİMDİR?
Mahir Çayan, 15 Mart 1946'da Samsun'da doğdu. Ortaöğrenimini ve lise eğitimini Haydarpaşa Lisesi'nde tamamladı. 1963 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine kaydoldu, daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesine geçti.
Üniversite yıllarında Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) çevresinde siyasal çalışmalara katılan Çayan, 1965'te SBF Fikir Kulübü başkanlığına seçildi.
1967'de Fransa'ya giden Çayan, burada farklı sol hareketleri ve Latin Amerika'daki silahlı mücadele deneyimlerini inceleyerek Türkiye'deki devrim stratejileri üzerine çalışmalar yürüttü. 1968'de 6. Filo protestolarına katıldı ve gözaltına alındı.
Millî Demokratik Devrim tartışmaları sırasında TİP'ten ayrılan Çayan, 1969'da Devrimci Gençlik Federasyonu'nun (DEV-GENÇ) oluşumunda etkin rol oynadı. Mihri Belli ile yaşadığı görüş ayrılıkları sonucunda Millî Demokratik Devrim yaklaşımından uzaklaştı.
Çayan, Türkiye'deki siyasi ve toplumsal yapıyı "oligarşi" kavramıyla açıklıyor, devlet ile toplum arasındaki dengeyi "suni denge" olarak nitelendiriyordu. Önerdiği devrim stratejisinde silahlı mücadele önemli bir yer tutuyordu. Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi'nin (THKP-C) kuruluşunda yer aldı; örgütün ideolojik yaklaşımını şekillendiren çalışmalar kaleme aldı.
EFRAİM ELROM'UN KAÇIRILMASI VE MALTEPE'DEKİ ÇATIŞMA
22 Mayıs 1971'de THKP-C üyeleri, İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Efraim Elrom'u kaçırdı. Elrom'un öldürülmesi, dönemin siyasi gerilimini artıran olaylardan biri oldu.
Mahir Çayan ve örgüt kadrolarından Hüseyin Cevahir, kısa süre sonra İstanbul'un Maltepe ilçesinde bir evde güvenlik güçleri tarafından kuşatıldı. Olay sırasında evde bulunan 14 yaşındaki Sibel Erkan rehin alındı.
Saatler süren kuşatmanın ardından 1 Haziran 1971'de operasyon düzenlendi. Çatışmada Hüseyin Cevahir vuruldu. Mahir Çayan ise ağır yaralı olarak yakalandı.
Tutuklanmasının ardından ilk günlerde tek kişilik hücrede tutulan Çayan, burada dokuz gün süren ölüm orucu gerçekleştirdi. Daha sonra Maltepe Cezaevi'ne sevk edildi.
CEZAEVİNDEN KAÇIŞI VE KIZILDERE OLAYI
Mahir Çayan, yargılama süreci devam ederken 29 Kasım 1971'de Ulaş Bardakçı, Ziya Yılmaz, Cihan Alptekin ve Ömer Ayna ile birlikte kazılan tünelden Maltepe Cezaevi'nden kaçtı.
İstanbul'daki güvenlik baskısının artmasının ardından Ankara'ya geçen Çayan, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın idamlarını engellemek amacıyla planlanan eylemlerde yer aldı.
19 Şubat 1972'de Ulaş Bardakçı, İstanbul Arnavutköy'de kaldığı evde çıkan çatışmada öldürüldü. Çayan ve beraberindeki bazı isimler ise güvenlik güçlerinden kaçmayı sürdürdü.
Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Ömer Ayna ve Ertuğrul Kürkçü daha sonra Karadeniz bölgesine geçti.
26 Mart 1972'de Ünye Radar Üssü'nde çalışan biri Kanadalı, ikisi İngiliz üç teknisyen kaçırılarak Tokat'ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyüne götürüldü. Çayan ve arkadaşları, muhtar Emrullah Arslan'ın evinde saklanırken hazırladıkları bildiride Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan hakkındaki idam kararlarının durdurulmasını talep etti.
Güvenlik güçlerinin bölgede operasyon başlatmasının ardından 29 Mart 1972'de İçişleri Bakanı Ferit Kubat ve üst düzey askerler köye giderek teslim olma çağrısında bulundu. Çayan ve beraberindekiler çağrıyı kabul etmedi.
Çıkan çatışmada Mahir Çayan ile birlikte Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Ertan Saruhan, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Nihat Yılmaz ve Ahmet Atasoy hayatını kaybetti. Olaydan yalnızca Ertuğrul Kürkçü sağ kurtuldu.


