İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’nin İstanbul ve Ankara için mevcut belediye başkanlarını aday göstereceğine kesin gözle bakılırken İzmir için Tunç Soyer’in adaylığı ise tartışılıyor.

Tunç Soyer, CHP’nin yeni aday arayışını, “Geçer akçe popülist politikalar maalesef. Hem vatandaşın duymak istediği hem de siyasetçinin kolayına gelen popülist politikalar” diyerek değerlendirdi.

Partinin tutumu hakkında görüşü merak edilen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Sözcü’den Saygı Öztürk’e konuştu.

Soyer çalışmalarını, “Uluslararası alanda kendimizi daha çok gösterdiğimizde, gıpta edilen İzmir olacağız. İzmir’in uluslararası buluşmasını görecek herkes bir de tabii şehrin makyajı var yani şehrin üst yapısıyla ilgili yapacaklarımız var. İki yeni metro hattı var Gaziemir- Karabağlar, Kemalpaşa-Halkapınar metro hatlarımızın hazırlıkları sürüyor. Tabii altyapıdan asla vazgeçmeyeceğiz devam edeceğiz ama büyük ölçüde bu ilk beş yıl içinde bitirdiğimiz için hem çiğli arıtma tesisi içindeki yağmur suyu içinde pis su ayrıştırma kanalları bundan sonra körfezin düzelebilir hale gelmiş olduğu için Körfezi cıvıl cıvıl rengârenk bir noktaya taşıyacağız. Fabrikalarımızın geliriyle 400 çocuk okutacağımız bir tarım okulu açıyoruz. Bu, köy enstitülerinin yeni versiyonu olacak  öyle diyeyim size. 27 Ocak’ta temelini atıyoruz, okulumuzu hızla yeni öğretim yılına yetiştireceğiz. 15 projemizi neden yapamadığımızı da bastırdığımız kitapta nedenleriyle açıkladım” diyerek anlattı.

“GEÇER AKÇE POPÜLİST POLİTİKALAR1

Soyer, “Peki bunca önemli işler yaptığınızı belirtiyorsunuz, neden İzmir adaylığı için yeni arayışlar var” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Hem kendimizi yeterince iyi anlatamamış olmak ama hem de geçer akçenin başka bir şey olduğunu görmek. Geçer akçe popülist politikalar maalesef. Hem vatandaşın duymak istediği hem de siyasetçinin kolayına gelen popülist politikalar. Biz yapmıyoruz elimizi taşın altına koyuyoruz. Kemeraltı’nda yaptığımız işi bir görseniz inanamazsınız.  Yani ne yapıyoruz biliyor musunuz Kemeraltı’nın bütün sokakların altına bir yer altı nehri inşa ediyoruz. Bunu da sadece geceleri çalışarak yapıyoruz. Çünkü gündüz orası ana baba günü, gece çalışıyoruz ve esnafın mevcut içme suyu bir su elektrik internet hatlarını da koruyoruz onları da bozmuyoruz ki devam etsin esnafın işi diye. Düşünsenize bütün Kemeraltı’nın altını üstüne getiriyoruz ve bunu sadece gece yapıyoruz ve bitireceğiz. Kemeraltı dünyanın en eski en büyük açık hava Alışveriş Merkezi bu unvan bile çok kıymetli ama dökülüyor. 50 senedir kimse el atmamış her yağmurda su basar esnafın dükkânını çöken bir açık hava Alışveriş Merkezi.”

Şikayet edilen popülizm, baskı ve benzerlerinin panzehirinin demokrasi olduğunu vurgulayan Soyer, “Çünkü başka çaresi yok. Daha iyi belediyecilik örneklerini sosyal demokratik belediyecilik örneklerini ortaya koyamadığımız zaman biz kıvranmaya devam ederiz. Bu şehrin ürettiği katma değerinin, rantın refahın adil bir biçimde paylaştırılmasını sağlamak anlamına geliyor. Onun için kooperatifçilik modellerini ulaşımda, tarımda büyütmemiz lazım” dedi.

HAKKINDA AÇILAN SORUŞTURMALAR

Kısa süre önce Avrupa Konseyi Bölgeler Meclisi Başkanlığı’na seçildiğini  “Bunu övünçle söylüyorum; şu anda Türkiye’nin Avrupa’daki en büyük koltuğu bu” diyerek hatırlatan Soyer hakkında açılan soruşturmalar için ise şunları söyledi:

İsmail Saymaz'dan iki bakanın daha görevden alınacağı iddiası İsmail Saymaz'dan iki bakanın daha görevden alınacağı iddiası

“Bir yerden düğmeye basıldığı anlaşılıyor. 9 Eylül’de yaptığım konuşma ile ilgili soruşturma utanç verici. Nutuk’tan okuduğum bir bölüm için soruşturma açıldı. Biz Atatürk’e saldırıyı çok gördük ama bunun İçişleri Bakanlığı marifetiyle yapılıyor olması işin artık zirvesi. Başka bir soruşturma komik. 15 sene önce Seferihisar belediye başkanı seçildiğimde eski başkan yeni bir bina yapmıştı son 3-4 ayını o binada geçirdi sonra ben de direkt o yeni binada görevi devraldım. Eski binada bir kilisenin çanı varmış, cam bir fanusun içine koymuşum sonra Yunan Konsolosluğuna hediye etmişim. Tam bir hikaye yazmış birisi, ben ne o binada görevi yaptım ne o çanı gördüm ne o görmediğim şeyi hediye ettim.”

Editör: Selda Manduz