Libya Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması’nı onaylaması, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları rekabetini yeniden gündeme taşıdı. Anlaşmanın yedi yıl sonra meclis onayından geçmesi, Türkiye, Yunanistan, Mısır ve Kıbrıs Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ve hukuki tartışmalar açısından yeni bir aşama olarak değerlendiriliyor.
Ankara, anlaşmanın onaylanmasını Doğu Akdeniz’de Yunanistan’la yaşanan deniz yetki alanları anlaşmazlığında Türkiye’nin hukuki pozisyonunu destekleyen bir gelişme olarak görüyor. Yunanistan’ın ise özellikle Girit Adası’nın güneyindeki kıta sahanlığı ve hidrokarbon arama faaliyetleri konusunda yeni adımlar atabileceği belirtiliyor.
Türkiye-Libya hattındaki gelişmeler, Yunanistan’ın yanı sıra Kıbrıs Cumhuriyeti ve Mısır tarafından da yakından takip ediliyor.
TÜRKİYE-LİBYA ANLAŞMASI NEDEN ÖNEMLİ?
Türkiye, Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve Mısır ile yaşanan deniz yetki alanları geriliminin arttığı 2019 yılında, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nı imzaladı.
Aynı gün UMH ile Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası da imzalandı. Türkiye, Bingazi merkezli General Halife Hafter’e bağlı güçlerin Trablus üzerindeki askeri baskısı sırasında başkentteki yönetime destek verdi.
Ankara ve Trablus arasında imzalanan deniz yetki alanları anlaşması, Libya Temsilciler Meclisi başta olmak üzere Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti, Mısır, İsrail ve Avrupa Birliği’nin (AB) tepkisiyle karşılaştı.
Libya Temsilciler Meclisi, anlaşmanın meclis onayı bulunmadığı gerekçesiyle geçersiz olduğunu savundu. AB, Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Mısır da Trablus yönetimini uluslararası hukuka aykırı olduğunu düşündükleri bir anlaşmayı imzalamakla eleştirdi.
O dönemde Hafter’i destekleyen Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Trablus yönetimi üzerindeki askeri baskıyı artırdı. Türkiye’nin askeri desteği ise Trablus yönetiminin ayakta kalmasında önemli rol oynadı.
Türkiye, Libya ile imzalanan anlaşmayı ve ilgili haritaları 30 Eylül 2020’de, Libya ise 16 Temmuz 2025’te BM’ye tescil ettirdi.
YUNANİSTAN NASIL BİR ADIM ATACAK?
Anlaşmanın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmasına en sert tepki gösteren ülkeler arasında Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti bulunuyor.
Atina’nın önümüzdeki dönemde diplomatik, siyasi ve hukuki girişimlerini yoğunlaştırması ve Türkiye-Libya anlaşmasının hukuka aykırı olduğu yönündeki tezlerini savunmayı sürdürmesi bekleniyor.
Yunanistan basınında, Atina yönetiminin anlaşmaya karşılık Girit Adası’nın güneyinde başlattığı hidrokarbon arama faaliyetlerini hızlandırabileceğine ilişkin haberler yayımlandı.
Yunanistan’ın bu projeyi ABD merkezli enerji şirketi Chevron ile yürüttüğü, diplomatik destek sağlamak amacıyla Washington ve Brüksel’le temaslarını sürdürmesinin beklendiği aktarılıyor.
Yunanistan basınında gündeme getirilen bir diğer olasılık ise Girit’in güneyindeki bölgede kıta sahanlığı iddialarının genişletilmesi. Ancak söz konusu haberlerde yer alan iddialar, Atina’nın kesinleşmiş bir karar aldığı anlamına gelmiyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 8 Haziran 1995’te aldığı kararla Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki karasularını 6 milin üzerine çıkarmasını Türkiye açısından savaş sebebi (casus belli) saymıştı.
TÜRKİYE İLE YUNANİSTAN ARASINDA NAVTEX GERİLİMİ
Libya Temsilciler Meclisi’nin anlaşmayı onaylaması, Girit ile Kıbrıs Adası arasında deniz altından elektrik kablosu döşenmesine ilişkin planların da gündemde olduğu bir döneme denk geldi.
Türkiye, kendi kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesinden (MEB) geçecek kablonun döşenmesi için izin alınması gerektiğini açıkladı. Yunanistan ise izin alınmasının söz konusu olmadığını, ilgili taraflara yazılı bilgilendirme yapılacağını duyurdu.
İki ülke, Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerine ilişkin karşılıklı yayımladıkları NAVTEX’lerle (denizcilere yönelik seyir ve güvenlik duyuruları) bölgedeki anlaşmazlıklarını sürdürüyor.
Bu gelişmeler, Türkiye ile Yunanistan’ın Aralık 2023’te imzaladığı Atina Deklarasyonu’nun ardından başlayan ve ilişkilerde daha sakin bir döneme işaret eden sürecin geleceğine ilişkin soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.
LİBYA: “ULUSAL ÇIKARLARIMIZ KORUNDU, TÜRKİYE İLE İŞ BİRLİĞİ SÜRECEK”
Libya Temsilciler Meclisi’nin anlaşmayı yedi yıl sonra onaylamasının ardından, ülkenin farklı siyasi ve askeri aktörlerinden de açıklamalar geldi.
General Halife Hafter’in oğlu ve Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, yazılı açıklamasında anlaşmanın Libya’nın ulusal çıkarlarını koruduğunu belirtti ve Türkiye ile iş birliğinin süreceğini vurguladı.
Trablus merkezli hükümetin Başbakanı Abdülhamid Dibeybe de Temsilciler Meclisi’nin kararını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Dibeybe, kararın Libya’nın Akdeniz’deki ulusal egemenliğini ve ekonomik haklarını bütünlük içinde savunmasına katkı sağlayacağını ifade etti.
ANKARA’NIN LİBYA POLİTİKASI: “TEK LİBYA”
Libya Temsilciler Meclisi’nin ve Hafter yönetiminin anlaşmaya ilişkin tutumundaki değişim, Ankara’nın son dönemde izlediği Libya politikasıyla birlikte değerlendiriliyor.
Türkiye, Trablus yönetimiyle ilişkilerini sürdürürken Bingazi merkezli aktörlerle de üst düzey temaslarını artırdı. Ankara’nın öncelikleri arasında Libya’daki siyasi bölünmüşlüğün sona erdirilmesi ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunması bulunuyor.
Libya, 2014’ten bu yana Trablus ve Bingazi merkezli siyasi yapılar arasındaki bölünmüşlükle karşı karşıya. Trablus, BM tarafından tanınan hükümetin merkezi olurken Bingazi, General Halife Hafter’in liderliğindeki yönetimin etkili olduğu bölgede bulunuyor. Geçiş döneminin yasama organı olan Libya Temsilciler Meclisi de Bingazi’de faaliyet gösteriyor.
Türkiye, Libya’daki siyasi aktörler arasında uzlaşmayı desteklemek amacıyla diplomatik temaslarını sürdürüyor. Son olarak 10 Eylül’de Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ile Yüksek Devlet Konseyi (YDK) Başkanı Muhammed Takala, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın’ın ev sahipliğinde bir araya geldi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da 11-12 Ağustos tarihlerinde Trablus ve Bingazi’yi kapsayan iki günlük bir ziyaret gerçekleştirdi. Fidan, temasları sırasında Ankara’nın “Tek Libya” olarak tanımladığı politikanın altını çizdi.
Bu ziyaretler, Türkiye’nin Libya’daki farklı taraflarla diyalog kurma ve ülkenin toprak bütünlüğünü destekleme yaklaşımının bir parçası olarak öne çıktı.
HAKAN FİDAN: “BU, TÜRK DİPLOMASİSİNİN BİR BAŞARISIDIR”
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Libya Temsilciler Meclisi’nin anlaşmayı onaylamasının ardından Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada kararı değerlendirdi.
Fidan, “Bu bir Türk diplomasisinin bir başarısıdır ve inşallah buna benzer başarılarımızı halkımıza yaşatmaya devam edeceğiz” dedi.
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hedeflerine ilişkin de konuşan Fidan, “Bizim amacımız her yerde olduğu gibi Akdeniz’de de istikrarı, barışı, huzuru, mutluluğu getirmek, yani bunun dışında da diplomasimizin bir amacı yok” ifadelerini kullandı.
Libya Temsilciler Meclisi’nin onay kararı, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları politikasının yanı sıra Libya’daki siyasi uzlaşma çabaları ve bölgesel enerji projeleri açısından da yakından izlenmeye devam ediyor.



