Moodist Hastanesi Klinik Psikoloğu Aleyna Damla Özcan, son yıllarda yaygınlaşan zayıflama iğnelerinin kilo vermeyi desteklediğini ancak duygusal yeme davranışını tek başına ortadan kaldırmadığını belirterek, kalıcı kilo kontrolü için psikolojik desteğin önemine dikkat çekti.
Son yıllarda dünya genelinde yaygınlaşan zayıflama enjeksiyonları, fazla kilolarıyla mücadele eden milyonlarca kişi için önemli bir tedavi seçeneği haline geldi. Açlık hissini azaltarak daha uzun süre tokluk sağlayan bu ilaçlar, kısa sürede kilo kaybına yardımcı olurken uzmanlar, sağlıklı ve kalıcı sonuçlar için psikolojik faktörlerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Moodist Hastanesi Klinik Psikoloğu Aleyna Damla Özcan, kilo verme sürecinin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik yönleri bulunan çok boyutlu bir süreç olduğunu söyledi.
"Duygusal Açlık Devam Edebilir"
Aleyna Damla Özcan, zayıflama iğnelerinin beynin iştah ve ödül mekanizmalarını etkileyerek fiziksel açlığı azalttığını ancak birçok kişinin yalnızca aç olduğu için yemek yemediğine dikkat çekti.
Özcan, "Stres, yalnızlık, kaygı, can sıkıntısı ya da ödüllendirilme ihtiyacı gibi duygular da yemek yeme davranışını tetikleyebiliyor. Bu nedenle iştah azalsa bile kişi kendisini mutfakta ya da buzdolabının önünde bulabiliyor." ifadelerini kullandı.
Yemek, Duygularla Baş Etme Yöntemi Olabiliyor
Yeme davranışının birçok kişi için yalnızca beslenme değil, aynı zamanda duygularla baş etme aracı haline gelebildiğini belirten Özcan, zayıflama enjeksiyonlarının fiziksel açlığı baskılamasıyla birlikte daha önce fark edilmeyen psikolojik ihtiyaçların görünür hale gelebileceğini söyledi.
Özcan, "Bazı kişiler stresli olduğunda, bazıları yalnız hissettiğinde, bazıları ise kendini ödüllendirmek istediğinde yemek yiyor. İlaçlar bu davranışın önüne biyolojik olarak geçtiğinde altta yatan psikolojik ihtiyaçlar daha belirgin hale gelebiliyor." dedi.
Kalıcı Kilo Kontrolü İçin Davranış Değişikliği Şart
Uzmanlara göre sürdürülebilir kilo kaybı yalnızca ilaç tedavisiyle mümkün olmuyor. Kişinin yeme alışkanlıklarını gözden geçirmesi, duygusal tetikleyicilerini tanıması ve stresle baş etmenin alternatif yollarını geliştirmesi gerekiyor.
Aleyna Damla Özcan, "İlaçlar açlık hissini azaltabilir ancak kişinin stresle nasıl baş ettiğini ya da duygusal ihtiyaçlarını nasıl karşıladığını değiştirmez. Kalıcı değişim için yemek yeme davranışının hangi duygusal ihtiyaca hizmet ettiğinin fark edilmesi gerekir." değerlendirmesinde bulundu.
Zayıflama İğnesi Kullananların Bilmesi Gereken 5 Psikolojik Gerçek
Uzmanlara göre zayıflama enjeksiyonu kullanan kişilerin dikkat etmesi gereken temel noktalar şöyle sıralanıyor:
Açlık azalabilir ancak duygusal yeme devam edebilir.
Fiziksel açlık baskılanınca duygusal yeme alışkanlıkları daha görünür hale gelebilir.
Yemekle bastırılan stres, yalnızlık ve kaygı gibi duygular ortaya çıkabilir.
Kalıcı kilo kontrolü için psikolojik destek ve davranış değişikliği önem taşıyor.
Her yemek isteği gerçek açlık anlamına gelmiyor; bazen beslenmek isteyen beden değil, duygular olabiliyor.
"Kilo Vermek Sadece Bedenin Değil, Zihnin De Yolculuğudur"
Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan, zayıflama iğnelerinin etkili bir destek tedavisi olduğunu ancak tek başına mucizevi bir çözüm olarak görülmemesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Zayıflama enjeksiyonları açlık hissini azaltmada ve kilo kaybını desteklemede etkili olabilir. Ancak yeme davranışı sadece biyolojik ihtiyaçlarla açıklanamaz. Duygularımız, alışkanlıklarımız ve yaşamla baş etme biçimlerimiz de yeme davranışını şekillendirir. Kalıcı ve sürdürülebilir sonuçlar için beden kadar zihnin ve duyguların da bu sürece dahil edilmesi gerekir."





