YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, T24 yazarı Murat Sabuncu’nun Yalova ziyareti sırasında yönelttiği soruları yanıtladı. Özel, “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan süreçte gelinen aşamaya ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, daha önce Yeni Arayış’tan gazeteci Murat Aksoy’a yaptığı ve DEM Parti yöneticilerinin de tepki gösterdiği açıklamasına açıklık getirdi.
Özel, söz konusu söyleşisinde “Sürece katkı sağlayacak olan Öcalan’ın yeni konutu değil, Demirtaş’ın evine kavuşmadır” ifadelerini kullanmıştı. Bu sözlerinin “Öcalan ile Demirtaş’ı karşı karşıya getirme” amacı taşıdığı yönündeki eleştiriler üzerine Özel, asıl vurgusunun Çerçeve Yasa’daki demokratikleşme başlıkları olduğunu söyledi.
“SİLAH BIRAKILMASIYLA İLGİLİ DÜZENLEMEYE HAYIR DİYECEK HALİM YOK”
Özel, süreçte gelinen aşamaya ilişkin değerlendirmesinde, silah bırakma konusunda Meclis komisyonu raporunun ilgili bölümüne dikkat çekti.
Özel, bir örgütün silah bırakması ve bunun devletin çeşitli mekanizmaları tarafından teyit edilmesi halinde buna karşı çıkmayacağını belirterek, “Tarih önünde bir terör örgütünün silah bırakmasıyla ilgili düzenlemeye hayır diyecek halim yok” dedi.
Ancak sürecin yalnızca silah bırakılması üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Özel, Meclis komisyonu raporundaki yedinci bölümün demokratikleşme adımlarını içerdiğini ve asıl tartışmanın burada yürütülmesi gerektiğini söyledi.
“ESAS MESELE DEMOKRATİKLEŞME”
Özel, Çerçeve Yasa’nın yedinci maddesine ilişkin olarak demokratikleşme adımlarının sürecin toplumsal boyutu açısından önemli olduğunu ifade etti.
Özel, yalnızca altıncı maddede yer alan silah bırakma başlığına ve Abdullah Öcalan’ın statüsü, koşulları veya iletişimi gibi konulara yoğunlaşılmasını sakıncalı bulduğunu söyledi. Bu tartışmaların toplumdaki desteği azaltabileceğini öne sürdü.
Özel’in daha önceki açıklamalarında da yedinci bölümde Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması, kayyum uygulamalarının sona erdirilmesi ve çeşitli demokratikleşme düzenlemelerinin gündeme gelmesi gerektiğini savunduğu görülüyor.
“ÖCALAN İLE DEMİRTAŞ’A KAVGA ETTİRME TARAFINDA DEĞİLİM”
Özel, “Öcalan ile Demirtaş’ı karşı karşıya getirmek istediğiniz” yönündeki eleştiriye şu ifadelerle yanıt verdi:
“Benim kimseyi karşı karşıya getirmek gibi bir niyetim yok.”
Özel, dikkat çekmek istediği noktanın Çerçeve Yasa’nın yedinci bölümünün uygulanması olduğunu belirterek, Demirtaş’ın durumuna ilişkin sözlerinin de AYM ve AİHM kararlarının uygulanması bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Özel ayrıca demokratikleşme adımlarının atılması halinde kayyum uygulamasının da sona ereceğini savundu.
“ÖCALAN’IN EVİ TARTIŞMASI TOPLUMU GERİYOR”
Özel, Öcalan için İmralı’da daha konforlu koşullar veya yeni bir konut oluşturulmasına ilişkin tartışmaların toplumdaki mevcut hassasiyetleri artırdığını söyledi.
Bu tartışmalar yerine toplumsal desteği artıracak adımlara ve karşılıklı jestlere odaklanılması gerektiğini ifade eden Özel, daha önceki açıklamasında Demirtaş’ın yanı sıra Figen Yüksekdağ ve diğer siyasi tutukluların durumuna da dikkat çektiğini belirtti.
Özel, açıklamasının sonunda ise Öcalan ile Demirtaş arasında bir karşıtlık oluşturma amacının olmadığını vurgulayarak, “Benim meselem demokratikleşme adımları” dedi.
Özgür Özel T24’ten Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtladı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin uzun süredir altını çizdiği ‘Abdullah Öcalan’a statü’ konusu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum tarafından ‘Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu'nda görev alacağı’ şeklinde geçen hafta açıklandı. Gelinen aşamayı nasıl karşılıyorsunuz?
Biz attığımız imzayla, kullandığımız oyla, yaptığımız konuşmayla bağlıyız. Ben diyorum ki bir örgüt silah bırakıyorsa ve silah bırakma şartlarını devletin çeşitli mekanizmaları çalışmışsa bize buna hayır demek düşmez. Tarih önünde bir terör örgütünün silah bırakmasıyla ilgili düzenlemeye hayır diyecek halim yok. Ama diğer taraftan bu mesele, silahlıların bırakılması meselesi, Meclis komisyon raporunun altıncı maddesiydi sadece. Ama yedinci maddesinde demokratikleşme var. Ve esas Türkiye orada kazanacak. Kürtler de Türkler de orada kazanacak, Türkiye de kazanacak, Türkiye'nin yoksulları, işsizleri de orada kazanacak. Diyarbakır ve bölge, Doğu, Güneydoğu Anadolu Bölgesi orada kazanacak. Esas mesele heyecan verici, umut verici mesele orası. Şimdi biz imzayı bütün bir rapora attık. Sadece altıncı madde silahların bırakılması maddesine ve ötesinde Abdullah Öcalan'ın statüsü nedir, konforu nedir, iletişimi nedir bu meselelere yoğunlaşmayı bir kere şu yönüyle çok sakıncalı buluyorum. Toplumsal destek azalıyor. Toplumsal karşıtlıklar çıkıyor. Oysa ki böyle süreçlerin başarısı toplumdan aldığı destekle ölçülür. Sinir uçlarını kaşımak risktir. Vatandaşa sorunun çözülmesi noktasında baktığınızda, doğrudan sorduğunuzda terör olmasın, kardeş kanı dökülmesin, anneler gözyaşı dökmesin sorduğunuzda toplumun yüzde doksanı bunu destekliyor. Bu süreci sorduğunuzda elli beşe düşüyor destek. Başarılı olacağını sorduğunuzda şüphe daha çok. Ama Abdullah Öcalan'la ilgili bir soruya geldiğinde iş destek bir anda yüzde onların altına geriliyor. Hal böyleyken Öcalan'a daha konforlu bir hayat, bir ev yapalım, Öcalan’a Ada’da bir ev yaptık. Bu işler zaten tedirgin olan toplumu boşu boşuna geriyor. Oysa ki şimdi toplumsal desteği arttırma sürecindeyiz. Bunu yapmak için karşılıklı gerginliklere değil, karşılıklı jestlere ihtiyaç var. Ben geçen gün söyledim, burada size açayım, orada bir cümleyle söyledim. Yani şunu açıkça söyleyeyim. Ben Abdullah Öcalan'ın Ada’da ev değiştirmesi, yeni bir eve kavuşması yerine Demirtaş'ın Figen Hanım'ın tüm siyasi tutsakların, on yıldır "Seni başkan yaptırmayacağız" deme dışında bir günahı olmayan insanların evine kavuşmasını önceliyorum. Burada da işte kimi çok olumlu karşıladı bunu. Kürt gençlerinden ve daha doğrusu çok sayıda kişiden bu meselenin çözüme kavuşmasını isteyen insanlardan "bizi anlayan birisi çıktı" diyen de oldu.
Ama bu söyleminize başta DEM Parti yöneticileri, eleştiriler de geldi. ‘Öcalan ile Demirtaş’ı karşı karşıya getirmek istediğiniz’ söylendi.
Benim kimseyi karşı karşıya getirmek gibi bir niyetim yok. Kimin kiminle karşı karşıya geleceğini taraflar bilir. Benim dikkat çekmeye çalıştığım mesele madde altının uygulanması ve başarıya ulaşması için madde yedi çok önemli. Kısım yedi nedir, kısım yedi demokratikleşme. Ve benim söylediğim Demirtaş'ın dışarıya çıkması, AYM kararının, AİHM kararının uygulanmasıdır. Bu durumda Kavala da dışarıya çıkacak, Gezi Tutsakları da çıkacak, Demirtaş da çıkacak, herkes çıkacak. Bunun yanında demokratikleşme adımları dediğimiz adımlar atıldığında kayyum sorunu ortadan kalkacak.
Şu anda vize sorunu yaşıyor Türkiye ve herkes bu vize sorununa değiniyor. Vaktiyle eğer ki Erdoğan iki şeye direnmeseydi farklı olurdu durum. Bir tanesi siyasi ahlak yasası çıkarılmasına karşıydı, siyasetin finansmanının şeffaf olmasına. Bugün bizi suçlayan kişi yıllar önce buna karşıydı. Diğeri terör tanımı. Teröriste terörist densin, gazeteciden, akademisyenden, çizerden, yazardan terörist çıkarmayın diyordu Avrupa Birliği. Buna razı olmadı diye vizesiz kaldık.
Şimdi önümüzde bir demokratikleşme paketi var, yedinci maddede açıkça ifade edilen, bu fırsatı dile getirmeye çalıştım. Yani ben; Abdullah Öcalan ile Demirtaş’a kavga ettirme tarafında değilim. O işin tarafları ortada. İsteyen tartışır ,isteyen barışır, bir kavga var mı onunla da ilgilenmiyorum. Benim meselem demokratikleşme adımları…


