Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Hizbullah'ın üst düzey yöneticileri olduklarını belirttiği Edip Gümüş ve Cemal Tutar'ın yeniden yargılama sürecinin ardından serbest bırakılmasına ilişkin açıklama yaptı. Karaca, söz konusu kararı "skandal" olarak nitelendirerek konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı.
Karaca, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin Edip Gümüş ve Cemal Tutar hakkında yeniden yargılama sürecini başlattığını ve sanıkların yaklaşık üç buçuk ay süren yargılamanın ardından "somut delil yokluğu" gerekçesiyle beraat ettiğini öne sürdü.
"YILLARCA TOPLANAN DELİLLER NEREYE GİTTİ?"
Karaca, yaptığı açıklamada, Edip Gümüş ve Cemal Tutar'ın Hizbullah'ın üst düzey yöneticileri olduklarını, gazeteci Namık Tarancı'nın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin öldürülmesine ilişkin dosyalarda isimlerinin geçtiğini savundu.
Karaca, 2019 yılında Anayasa Mahkemesinin bazı Hizbullah sanıkları yönünden askeri hakim bulunması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdiğini hatırlatarak, bu kararın kapsamı dışında olduklarını öne sürdüğü bazı sanıkların da yeniden yargılamadan yararlandırıldığını iddia etti.
Yıllarca süren yargılamalarda elde edilen delillerin nasıl "somut delil yokluğu" gerekçesiyle yok sayıldığının açıklanması gerektiğini belirten Karaca, kamuoyunun bu konuda bilgilendirilmesini istedi.
"AİLELER YARGILAMAYA DAHİL EDİLMEDİ" İDDİASI
Karaca, yeniden yargılama sürecinde gazeteci Namık Tarancı'nın ailesi başta olmak üzere yaşamını yitiren kişilerin yakınlarının davaya taraf olarak katılamadığını ve karara itiraz etme haklarının ellerinden alındığını öne sürdü.
Karaca ayrıca, Hizbullah yöneticileri olduklarını belirttiği sanıkların örgüt yöneticiliği suçlamasından da beraat ettiklerini belirterek, mahkemenin buna gerekçe olarak "örgütün tek lideri bulunduğu" yönündeki değerlendirmeyi esas aldığını iddia etti.
ADALET BAKANI'NA 10 SORULUK ÖNERGE
Karaca, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduğu soru önergesinde şu konuların açıklığa kavuşturulmasını istedi:
Edip Gümüş ve Cemal Tutar'ın yeniden yargılanmasına dayanak oluşturan bir Anayasa Mahkemesi kararının bulunup bulunmadığı, Anayasa Mahkemesi kararlarının Hizbullah sanıkları açısından uygulanma biçiminin gerekçesi, üç buçuk ay içinde verilen beraat kararının hukuki dayanakları, sanıklar hakkında uygulandığı belirtilen iyi hal indiriminin gerekçesi, Mağdur ailelerinin yargılama sürecine neden dahil edilmediği, Kırmızı bültenle arandıkları belirtilen sanıkların Batman'dan SEGBİS aracılığıyla duruşmaya nasıl katıldıkları, 1990'lı yıllardaki Hizbullah cinayetlerine ilişkin dosyaların zamanaşımı riski taşıyıp taşımadığı, Yeniden yargılama süreçlerinden yararlanarak tahliye edilen ve firar eden Hizbullah sanıklarının sayısı, Hizbullah'a destek verdikleri iddia edilen kamu görevlileri hakkında bugüne kadar herhangi bir soruşturma yürütülüp yürütülmediği, Faili meçhul cinayetleri araştırmakla görevli birimlerin Hizbullah cinayetlerine ilişkin çalışma yapıp yapmadığı.
"Siyasi Cinayetlerle Yüzleşilmesi Gerekiyor"
Karaca açıklamasında, Türkiye'nin 1990'lı yıllarda yaşanan siyasi cinayetlerle yüzleşmesi gerektiğini savunarak, şu ifadeleri kullandı:
"Namık Tarancı'nın, Mehmet Sincar'ın ve katledilen onlarca Kürt siyasetçinin hesabı kapanmadı. Bu dosyalar kapanmayacak. Bu cinayetlerin üzeri örtülmeyecek. Gerçek bir barış, katilleri aklayarak değil; katledilenlerin hakkını teslim ederek kurulur."
Karaca ayrıca, devlet raporlarında Hizbullah ile bazı kamu görevlileri arasında ilişki bulunduğuna yönelik tespitler yer aldığını öne sürerek, bu iddiaların da etkin biçimde soruşturulması gerektiğini savundu.



