İstanbul’un Fatih ilçesinde 14 Ekim akşamı etkili olan şiddetli yağış sırasında ayakkabıları ıslanmasın diye yalın ayak yürüdüğü belirtilen 14 yaşındaki Mahmut Işıldak, elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti. Işıldak’ın yaşamını yitirdiği otoparkla ilgili kaçak işletme ve denetim ihmali iddiaları tartışma konusu oldu.

İddialara göre, İsmailağa Cemaati’nin merkezi olarak bilinen Fatih’in Çarşamba Mahallesi’ndeki otopark, gerekli denetimler yapılmadan ticari amaçla işletildi. Haberde, otoparkın kaçak işletildiğine ilişkin Sayıştay raporlarında tespitler bulunduğu ve Fatih Belediyesinin yıllardır bu duruma müdahale etmediği öne sürüldü.

ELEKTRİK KABLOLARI VE KAÇAK AKIM RÖLESİ İDDİASI

Mahmut Işıldak’ın hayatını kaybettiği alandaki elektrik tesisatına ilişkin ihmaller de gündeme geldi. Haberde yer alan iddialara göre, zemine yakın döşenen elektrik kabloları araçların geçişi nedeniyle zarar gördü.

Kaçak işletildiği öne sürülen otoparkta kaçak akım rölesi bulunmamasının, açıkta kalan kabloların oluşturduğu tehlikeyi artırdığı iddia edildi. Işıldak’ın bu kablolara basması sonucu elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirdiği belirtildi.

Evrensel'den Nisa Sude Demirel'in haberine göre, İstanbul Valisi Davut Gül’ün, söz konusu alandaki fiilî işgale müdahale etmesi gerektiği ileri sürülerek, valinin cenaze törenine katılması eleştirildi.

ÇUKURBOSTAN PARKI İÇİNDEKİ OTOPARK TARTIŞMA KONUSU OLDU

Olayın ardından gözler, Fatih ilçesine bağlı Çarşamba Mahallesi’nde bulunan Çukurbostan Parkı içindeki Özel Çukurbostan Otoparkı’na çevrildi. Bölgede Çukurbostan Camisi de bulunuyor.

Konut satışlarında düşüş: İkinci el ev almak isteyenlere fırsat
Konut satışlarında düşüş: İkinci el ev almak isteyenlere fırsat
İçeriği Görüntüle

Haberde aktarılan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre park alanı birden fazla parselden oluşuyor ve bazı bölümler şahıs mülkü olarak kayıtlı görünüyor. Belediyenin parsel sorgulamasında ise alanın büyük kısmı “park ve dinlenme alanı” olarak yer alıyor.

Buna karşın söz konusu alanın fiilen otomobillerin park ettiği ticari bir işletmeye dönüştürüldüğü öne sürüldü.

Mahmut Işıldak’ın ölümüyle ilgili olayda elektrik tesisatının güvenliği, otoparkın işletilme biçimi ve kamu kurumlarının denetim sorumluluğu tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Mahallelinin ve muhtarın verdiği bilgiye göre otoparkı İsmailağa Cemaati işletiyor. Otopark fiili işgalle kurulu. Sayıştayın Fatih Belediyesine ilişkin 2021 ve 2023 raporlarında söz konusu otoparkın fiili işgal yoluyla kurulu olduğunu kayda geçti: “Balat Mahallesi 1913 Ada içerisindeki park alanında bir derneğin iktisadi işletmesi tarafından otopark işletmeciliği yapıldığı bununla birlikte söz konusu taşınmazların işgali neticesinde idare tarafından düzenli olarak ecrimisil tahakkuku yapılarak işgallere süreklilik kazandırıldığı görülmüştür.” Ancak kaçak otoparka belediye en az 5 sene boyunca göz yumdu.

DENETİM YOKTU, 500 LİRALIK KAÇAK AKIM RÖLESİ OLSA MAHMUT YAŞARDI

Mahmut’un elektrik akımına kapılmasının ardında bir ihmal daha var. Eğer söz konusu bölgedeki kablolarda kaçak akım rölesi kullanılsaydı, Mahmut elektrik akımına kapılmayacaktı. Kısa bir internet taramasıyla kaçak akım rölesinin 500 TL civarında satıldığı görülüyor. Yani Mahmut, 500 liralık rölenin takılmaması sonucunda hayatını kaybetti.

BELEDİYE 2004’TEN BERİ AKP’NİN ELİNDE

Fatih Belediyesi, AKP’nin yerel seçimlere ilk defa girdiği 2004 yılından beri AKP’de. Belediyenin, semtin sosyoekonomik durumu da düşünüldüğünde tarikatlarla, otopark örneğinde de gördüğümüz gibi, sıkı bir ilintisi var.

Örneğin 2021’de Ensar Vakfına 40 bin liraya yakın bir miktar ödenerek ‘güzel sanatlar kursu’ düzenlenmiş, Nakşibendi tarikatının Halidiyye kolunun Sadakataşı Derneğinin genel sekreteri olan Fatih Bolcan’ın şirketine toplamı 43 milyon lirayı bulan ihaleler verilmişti. Üstelik belediyeye ilişkin sayısız Sayıştay, ‘bir derneğe ait iktisadi kuruluşlarca’ kullanılan belediye taşınmazlarını tespit etmişti. Bölgedeki tarikatlar ve belediye arasında ciddi bir çıkar ilişkisi var.

Şimdi Mahmut’un ölümünde iki baş sorumlu var: Cengiz-Kolin ortaklığına ait Bedaş ve Fatih Belediyesi. Ancak bu çıkar ilişkileri, cinayetin üstünü örtecek gibi duruyor.

MAHALLEDEN ‘ÇATLAK’ SES: ‘KADER DİYECEKLER’

Mahalleden çıkmak üzereyken Mahmut’un medresesinin hemen altında bir tekstil atölyesinde bir kadınla konuşuyoruz. Mahmut’un ölümünü sorduğumuzda en önce, “Bu sıradan bir ölüm değil, bir katliam adeta” diyor. Kadın, mahalleliden sınırlı bilgi aldığımızı öğrenince mahallenin dışarıya ne kadar kapalı olduğunu anlatıyor: “Şimdi sorumlu Fatih Belediyesi ya, herkes susacak. Herkesi susturacaklar. ‘Kader’ diyecekler, ‘Cennete gitti’ diyecekler. Çocuk öldüğüyle kalacak.”

İSMAİLAĞA YURDUNDA KALIYORDU

Çarşamba, İsmailağa Cemaatinin adeta merkezi konumunda. İsmailağa Cami’sinin hemen dibinde. Semte giriş yaptığınız anda sarık ve baş örtüsü takma yaşı neredeyse 4-5’e kadar iniyor. İrili ufaklı pek çok medrese var, çocukların çoğu buralarda ‘eğitim’ görüyor.

Mahmut’un babası, cemaat içinde tanınan bir hoca olan Ömer Faruk Işıldak. 6 ay önce yaşamını yitirmiş. Mahmut’un orada, Cabı Ali Sokak’ta yer alan bir medresede ‘talebe’ olduğunu öğreniyoruz. Mahmut’un ailesi Ümraniye’de yaşıyor, o burada yatılı kalıyor. Medresenin bir tabelası yok, yalnızca İsmailağa Aşevi yazan bir tabela var. Mahallede yer alan medreseler gibi o da kayıt dışı. Yalnızca üzerinde hilallerden oluşan bir cemaat logosu var. Sokağın hemen başında yer alan bakkalın tezgahında 20’li yaşlarının başında, mahallenin geri kalanı gibi sarıklı-cübbeli bir genç var. Ailenin cenaze için Düzce’de olduğunu söylüyor. Mahmut’un iki ablası olduğunu, iki ablanın da İsmailağa medreselerinde hocalık yaptığını anlatıyor. Mahmut’u medreseden market alışverişi yapmak için çıktığı zamanlardan tanıyor. Gencin verdiği bilgiye göre şimdi medrese boş, çünkü ‘inceleme’ var. Çünkü 14 yaşındaki Mahmut, kayıt dışı medresede kaldığı gece hayatını kaybetmişti.

Biz dükkandan çıkarken durdurup soruyor: “Kimin ihmali olduğu belli olmuş mu?”

MEDRESE ‘KUŞ OLDU’

Aynı bilgiyi mahalle muhtarından da alıyoruz. Anlattığına göre Mahmut’un ölümünden sonraki gün aynı medresedeki, talebe olarak adlandırdıkları diğer çocuklar ‘kuş oldu.’ Daha sonra mahalleliden kendisinin de cemaatle ilintili olduğunu öğrendiğimiz ve tam 7 dönemdir görev yapan muhtar, bir başka yönden duruma tepkili: “Neden gidiyorsun, sanki yanlış bir şey yapıyormuş gibi...” Ayrıca muhtar, semtin tarikat yoğunluğu nedeniyle orada yaşananlara fazla tepki verildiğini öne sürüyor: “Çarşamba’da sinek ölse Ümraniye’de at ölmüş gibi oluyor.”

Mahmut’un babası cemaatte oldukça tanınan bir isim. Ancak mahalle, Mahmut’un ölümüne ilişkin adeta üç maymun. Öyle ki medrese olduğu söylenen binanın tam karşısındaki ve Mahmut’un hayatını kaybettiği noktanın karşısında çarşaf satan iki farklı esnaf, sokakta konuştuğumuz 10’u aşkın kişi, parkta oturan kadınlar ne Mahmut’u ne medreseyi ‘biliyor’.

MAHMUT O SAATTE ‘DERSTEN’ ÇIKMIŞ

Çocuklar hariç. Mahmut’un önünde hayatını kaybettiği otoparkın işgal ettiği parkta bisiklet süren, Mahmut’un hem adaşı hem yaşıtı bir çocukla tanışıyoruz. O da hafızlık eğitimi alıyor. “Ben daha okuyorum, Mahmut hafızdı” diyor. Mahmut ve arkadaşlarının o gün, parkın içindeki Çukurbostan Camisi’nde dersten çıktığını anlatıyor. Mahmut’u, nasıl bir çocuk olduğunu soruyoruz, “Sarıklı, gördüklerin gibi...” diye yanıtlıyor. Fotoğraflarını göstermek istiyor ama telefonunu evde bıraktığını fark ediyor, “Küçüklükten beri tanıyorum onu” diyor. Ayrılırken gözünün altında artık yeşillenmeye başlamış morluğu fark ediyoruz, “Ufak bir kaza” deyip gidiyor.