İklim değişikliği yalnızca sıcaklık artışı, kuraklık ve doğal afetlerle değil, soluduğumuz havanın kalitesindeki değişimlerle de sağlığımızı etkiliyor. Artan sıcaklıklar, uzayan polen sezonları, hava kirliliği ve orman yangınlarından kaynaklanan duman, özellikle astım hastaları açısından dikkat edilmesi gereken riskleri artırıyor.

Buğra Adil Buyrukçu, Hürriyet’teki köşesinde iklim değişikliğinin astım üzerindeki etkilerini ele alarak, değişen çevresel koşulların özellikle çocuklar ve alerjik bünyeye sahip kişiler için daha yakından takip edilmesi gerektiğine dikkat çekti.

POLEN MEVSİMİ NEDEN UZUYOR?

Bahar aylarıyla birlikte artan polenler; hapşırma, öksürük ve nefes darlığı gibi şikâyetlere yol açabiliyor. Ancak iklim değişikliğiyle birlikte sorun yalnızca polen miktarındaki artışla sınırlı kalmıyor.

Daha yüksek sıcaklıklar ve atmosferdeki karbondioksit artışı, bazı bitkilerin daha fazla polen üretmesine, polen sezonunun daha erken başlamasına ve daha uzun sürmesine neden olabiliyor.

Avrupa Çevre Ajansı verilerine göre son 20 yılda polen sezonlarının süresinin ortalama olarak yılda 0,9 gün uzadığı, polen yükünde de artış görüldüğü belirtiliyor.

Sıcaklık, nem ve atmosferik koşullar da polenlerin havadaki yoğunluğunu ve alerjenik özelliklerini etkileyebiliyor. Bu durum özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde astım belirtilerinin daha sık veya daha şiddetli ortaya çıkmasına yol açabiliyor.

ASTIM HASTALARI YALNIZCA POLENLERE DİKKAT ETMEMELİ

Astım açısından risk oluşturan çevresel faktörlerin başında yalnızca polenler gelmiyor. Hava kirliliği de solunum yollarını doğrudan etkileyebiliyor.

Özellikle ince partiküller ve yer seviyesindeki ozon, solunum yollarında tahrişe ve iltihabi yanıta neden olarak astım belirtilerini ağırlaştırabiliyor.

Sıcaklıkların yükselmesi de bazı bölgelerde hava kalitesinin daha fazla bozulmasına neden olabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, hava kirliliği ile iklim değişikliğinin birbirini besleyen etkilerinin astım ve diğer solunum yolu hastalıklarının yükünü artırabileceğine dikkat çekiyor.

ORMAN YANGINI DUMANI DA RİSK OLUŞTURUYOR

Son yıllarda daha sık gündeme gelen orman yangınları da astım hastaları açısından önemli bir risk oluşturuyor.

Yangınlar sırasında atmosfere yayılan duman ve ince partiküller solunum yollarını etkileyebiliyor. Bu nedenle astım hastalarının yalnızca polen yoğunluğunu değil, yaşadıkları bölgedeki hava kalitesini, sıcaklığı ve yangın koşullarını da takip etmeleri önem taşıyor.

ÇOCUKLARIN NEFESİ DAHA FAZLA KORUNMALI

İklim değişikliğinin solunum sağlığı üzerindeki etkileri açısından çocukların özel olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Gelişmekte olan solunum ve bağışıklık sistemleri nedeniyle çocuklar çevresel tetikleyicilere karşı daha hassas olabiliyor.

Çocuklarda tekrarlayan gece öksürüğü, hırıltılı solunum, nefes darlığı veya göğüste sıkışma gibi belirtilerin yalnızca mevsimsel bir durum olarak görülmemesi gerekiyor.

Astım belirtileri başka hastalıklarla da karışabileceğinden tanı ve tedavinin hekim tarafından değerlendirilmesi önem taşıyor.

Polen yoğunluğunun yüksek olduğu günlerde açık havada geçirilen sürenin yeniden düzenlenmesi, hava kirliliğinin yüksek olduğu dönemlerde dış ortam maruziyetinin azaltılması ve hekimin önerdiği tedavi planına uyulması koruyucu yaklaşımın önemli parçaları arasında yer alıyor.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELE SAĞLIĞI DA KORUYOR

Cem Yılmaz’ın sağlık durumuyla ilgili yeni açıklama: “En ağır kalp krizlerinden biriydi”
Cem Yılmaz’ın sağlık durumuyla ilgili yeni açıklama: “En ağır kalp krizlerinden biriydi”
İçeriği Görüntüle

Astımın kontrolünde düzenli hekim takibi ve tedavi planına uyum büyük önem taşıyor. Ancak uzmanlara göre solunan havanın kalitesi de en az bireysel tedavi kadar dikkate alınması gereken bir konu.

Daha temiz hava, sağlıklı kentler, doğru şehir planlaması, orman yangını risklerinin azaltılması ve sera gazı emisyonlarının düşürülmesi yalnızca çevrenin korunması açısından değil, toplumun solunum sağlığı açısından da önem taşıyor.

Uzayan polen sezonları, daha sık yaşanan sıcak hava dalgaları ve hava kalitesindeki değişkenlik, astımı yalnızca bireysel bir sağlık sorunu olmaktan çıkararak iklim değişikliğiyle doğrudan bağlantılı bir halk sağlığı meselesi haline getiriyor.

Kaynak: CNN TÜRK