Asur Hanedanlığı; Eski, Orta ve Yeni Asur olarak üç hanedanlık şeklinde bin yıldan fazla Ortadoğu coğrafyasına hükmetmiş, döneminin en güçlü hanedanlığıdır. Üç hanedanlık ve dönem şeklinde ayrılan Asur Hanedanlıklar Dönemi, Eski Asur Çağı (Milattan önce 2000-1600) Orta Asur Çağı(1500-1000) ve Yeni Asur Çağı (Milattan önce 1000-612) olarak üç bölüme ayrılır. [1] Asur Hanedanlığının bağımsızlaşma sürecine bakıldığında Kral Huşuma ismi zikredilir. Kral Huşuma ve ondan sonra gelen Irisum ve Ikünum Asur’un siyasi bir birlik haline gelmesinde oldukça etkili olmuşlardır. [2] Kayseri yakınlarındaki Kültepe’de bulunan çivi yazılı tabletler, bu kralların faaliyetleri hakkında bize bilgi veren başlıca kaynaklardır. [3] Bu krallardan sonra tahta geçen I. Sargon ise devletin sınırlarını doğuya doğru genişletmiştir. [4] Bu kral zamanında Asur ile Anadolu arasındaki ticarî münasebetler çok gelişmiş olup bu hususta bizi en iyi şekilde anlatan belgeler yine Kültepe’de bulunmuş olan tabletlerdir. [5] Takriben 1.600 yıllardan itibaren Eski Asur Hanedanlığı’nın güçsüz duruma düştüğünü, etkisizleştiğini ve Babil ile Mitannî devletlerinin siyasi etkisi altına girdiğini çoğu kaynak kabul eder.

Asurlar’ın Sami kökenli bir halk ve hanedanlık olduğu genel görüştür. Tanrı Assur’a inananlar Asurlular olarak adlandırılmışlardır. Asur şehri de ismini Tanrı Assur’dan almaktadır. Uzun bir zaman bağımsızlığını kaybeden Asurlar, kabaca 1.500 – 1450’li yıllardan itibaren yeniden bağımsız bir hanedanlığa dönüşür. Kaynaklar Orta Asur Hanedanlığı’nı III. Puzur-Asur ile başlatırlar. [6] Bu dönemle birlikte Asurların tekrar bölgede güç haline geldiklerini görürüz. Ancak kaynakların yine uzun bir süreyi belirsiz olarak işaretledikleri yani bir nevi henüz ortaya çıkarılamayan bir dönem olarak adlandırıldıkları söylenebilir. Bu belirsizliğin önemli bir sebebi olarak Mitannilerin, Milattan önce 550 – 390 tarihleri arasında Asur üzerinde baskın bir güç haline gelmeleri olarak gösterilmektedir. [7] Bu dönemde Asurların, bölge gücü Mitanniler karşısında daha sınırlı bir bölgede hüküm sürdükleri söylenebilir. Bu arada Mitannilerin hanedanlık ailesini kaynakların çoğu Hanigalbat olarak nitelendiriyor. Bu ismin sadece H-X değişimi ile Xani-galbat olması dikkat çekicidir. Eski ve Modern Kürtçe’de ve Farsça’da xane/xani olan kelime Türkçe’de hane olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla Galbatların evi, ailesi anlamına gelebilecek bir kullanımdır. Aynı kullanımı Urartularda da sık görürüz. Birkaç örnek verirsek; Gürpınar’da Türkçesiyle Çavuştepe olarak bilinen kaleyi, Urartu Kralı II. Sardur yapmış ve adını Sardurîhinili koymuştur. Yani Sardurî’nin kalesi, evi, yaptığı yer. II. Sardurî dışında birçok Urartu kralı da yeni kaleler yapmış ve kendi adları ve hanelerini tescil ettirmişlerdir. Örneğin; Urartu kralı II. Rusa’nın yaptığı Van’ın Ayanis(Ağartı) köyünde bulunan kalenin adı Rusahinili’dir. Dolayısıyla 21.yüzyılda tarihçilerin çoğu tarafından Geç Huri Lehçesi olarak kabul edilen Urartuca’nın bir Hurri devleti olan Mitanniler ile dilsel ve kültürel benzerliği tesadüf değildir.

Orta Asur Dönemi’nde Urartular ile ilgili ilk bilgi bir Asur kaydında geçmektedir. Orta Asur Dönemi kralı I. Salmanasar’ın krallığı döneminde (MÖ 1274 – 1244) bir yazıtta şöyle yazmaktadır : “ Rahipliğimin başında Uruadri ülkesi ayaklandı. Ordumu harekete geçirdim ve güçlü dağ kalelerine doğru sefere çıktım.” [8] Bu yazıt oldukça önemlidir. Urartuların krallık tarihi bu kayıttan yaklaşık 400 yıl sonra başlatılsa da Orta Asur Kralı I. Salmanasar döneminde Uruadri’nin tarihsel coğrafya olarak var olduğunu, bu bölgede örgütlü bir güç halinde ayaklanma olduğunu ve Asur kralının ordusunu başkentinden bu bölgeye getirmek zorunda olduğunu görürüz. Bu kayıt, tarihte Urartuların geçtiği ilk kayıttır. Böylece Urartuların ilk kralı Arame’den yüzyıllar önce de merkezi bir devlet olmasa da Urartuların tarihsel sahnede olduklarını anlarız. Yüzyıllarca aşiretler halinde yaşayan Urartular Milattan Önce 860’larda Kral Arame öncülüğünde bir araya gelmiş ve merkezi bir devlet kurmuşlardır. Bu kayıt bize Asur – Urartu mücadelesinin Milattan Önce 860’larda başlamadığını, Orta Asur Dönemi’nde de çekişmelerin, savaşların yaşandığını göstermektedir. Yine aynı dönemde yine Kral I. Salmanasar, başka bir yazıtta şöyle demektedir: “ Himme, Uadkun, Bargun, Salua, Halila, Nilipahri, Zingun adlı sekiz ülkeyi ve bu kentlere ait askeri birlikleri ele geçirdim. 51 kenti zapt ettim, yaktım, mallarına haraç olarak el koydum. Tüm Uruadri ülkesini üç günde Tanrım Asur’a diz çöktürdüm” [9] Orta Asur Dönemi’ne ait bu kayıt da bize dönem ve tarihsel coğrafya hakkında önemli bilgiler vermektedir. Elbette Asur Kralının yazıtta yazdırdığı ülke ve kral tabiri ile günümüzdeki farklıdır. O dönemin tarihsel kayıtlarında geçen ülke kavramı, günümüzdeki birkaç ili, bazı ilçeleri ve bunların kırsal alanlarını kapsamaktadır. Bu bölgelerin her birini yöneten aşiret liderine ya da yöneticisini de kral olarak tanımlamaktadır. Bu yüzden yazıtta geçen 8 ülke ve 51 kente bu şekilde bakılmalıdır. Hatta kent diye bahsedilen bazı yerler günümüzde bir kasabaya denk gelebilmektedir. Bu yazıtta Urartu, Uruadri ismiyle bir kez daha geçmektedir. Uruadri dışında ise ülke olarak tanımladığı bazı yer isimlerinden bahsetmektedir. Bu yer isimlerinin günümüzde tam olarak nerelere denk geldiğini, coğrafik olarak lokasyonlarını belirlemek oldukça zordur. Ayrıca bu yer isimlerinin Asurların kendi dilleri olan Asurca’daki yazılışları mı yoksa bölge halkının kendi dillerindeki adları mı onu da bilemiyoruz. Bu fark çok önemlidir. Çünkü tarihte halklar ve hanedan ailelerin kendilerini tanımlaması farklı, onların düşmanları ya da diğer yabancıların onları tanımlaması farklıdır. Örneğin yüzyıllarca aşiretler halinde yaklaşık 260 yıl boyunca da merkezi bir krallık olarak varlığını sürdüren Urartular hiçbir zaman kendilerine Urartu dememişlerdir. Urartu ismi, onlarla yüzyıllarca mücadele eden Asurların onlara verdiği bir isimdir. Urartular, yazıtlarda kendilerini Bianili olarak tanımlamışlardır. Bu şekilde tarihteki birçok halk adı ve yer adı, oranın halkı tarafından değil yabancılar ya da düşmanları tarafından onlara verilmiştir. Bu yüzden bu yazıtta geçen Himme, Uadkun, Bargun, Salua, Halila, Nilipahri ve Zingun isimlerinin başka isimleri de olabilir. Ayrıca yer isimleri de yüzyıllar geçtikçe değişmektedir. Örneğin bazı harfler düşebilir ya da değişebilir ya da iktidar güç değiştiği zaman yeni güç, oraya başka isimler verebiliyor.

Yüksek dağların, yüksek platoların, meraların ve yaylaların sahibi Kuzey’in kudretli gücü Urartu’nun, dönemin süpergücü olan, geniş ovaların, kalabalık şehirlerin, büyük düzenli orduların sahibi Güney’in eşsiz gücü Assur’un yüzlerce yıl devam eden mücadelelerini işlemeye ikinci yazıyla devam edeceğiz.

Dipnotlar :

[1] [2] [3] [4] [5] : Asur Siyasi Tarihinin Ana Evreleri, Dr. Hüseyin SEVER, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, 31(1-2), 421- 428.

[6] ve [7] : Amarna Çağı ve Asur’un Yükselişi (Orta Asur Dönemi: 1500 – 1000), Yusuf Kılıç/ Cemal Yıldız, Eski Mezopotamya’nın Siyasi Tarihi Bölüm 7.

[8] ve [9] : Luckenbill, Ancient Record of Assyrian and Babylonia, I. Volume, s. 114.