Sosyal demokrasinin kodları yeniden yazılıyor.

CHP ile iktidar dümenini bir türlü ele geçiremeyen ve çağı doğru okuyacak sosyolojik bağlamlarla ilişkilenemeyen ana muhalefet, kendi içerisindeki dar bir boşlukta kendi klikleriyle mücadele etmek konumundan öteye geçemiyordu.

Hemen her ilde klikleşmiş ve bölünmüş örgüt kısırlığı ve birbirinin kuyusunu kazan üyelerle, kaba bir ulusalcılık ve Atatürk kisvesine bürünmüş politikasızlıkla yenilgiler arşivi bir siyasal tarih hanelerinde kazınmıştı. Butlanın açığa çıkardığı gizli tarihle de anlaşılıyor ki liderlik düzeyinden başlayan bir geçmiş ve iktidarın iç dinamikleriyle birbirine karışmış bir resmi devlet işleyişi, tüm politik kulvarlarda koyun koyuna bürokratik ağ kurmuş. Bugün açığa çıkan bu gerçek resmi bürokrasi ile halk arasında açılan uçurumun bundan böyle nasıl yeniden dizayn edileceği ile ilgili.

Eskiden ulusalcı damardan tekçi ırkçılığın şablonuyla bezenmiş klişe bir sığınağı vardı bu ocağın; devlet farklı iktidarlar farklıdır, devlet daim, iktidarlar değişir, zihniyetiydi savunulan…

Bugün geldiğimiz noktada ise bu acı ilişkinin ipliği pazara çıktı. Devlet de iktidar da muhalefet de meğer aynı tepsinin içinde halka rağmen halka dayatılan iç karartıcı acı bir kahveymiş…

***

Baba ocağı değişen dönüşen ve dijital teknoloji çağında söylem ve dilde üretken olamayan bir kısır rekabet ocağı olarak tarihteki çöplüğe doğru yönelmiş durumda. Gelinen nokta salt iktidarın saldırısıyla açıklanıp geçiştirilecek bir sığlık içermemeli. Özeleştiri fırsatını göz ardı etmeden bizzat kendi keskin rekabet ve kavgalarının da doğal bir sonucu olduğunu kendileri göremese de halk fark ediyor. “Biz size nasıl oy vereceğiz, siz kendi aranızda kavgadan kurtulamıyorsunuz” diyen yerel halk seçmen bu acı gerçeğin nicedir dillendiricisi zaten. İktidar hırsı ve rekabeti bürümüş yerel unsurlar bu gerçeğin üzerinde zıplayarak dövüşüyorlardı…

Yeni bir sayfa açmak zamanıydı. Asıl en temel ideolojik meselelerde. Sosyal demokrasi, fırsat eşitliği, anadil sorunu ve toplum katmanları arasındaki insani ölçütlerle siyaset geliştirilmesi gereği, siyasal bir parti programının temel ideolojisiyle de birleşmeliydi. Yeni Parti bu sayfanın açılması adına önemli ve başarılı bir adım oldu kanımca. İktidar da buna gülbahçesi sundu…

Elbette baba ocağındaki temel alışkanlıklardan ve klişe aygıtlardan arınmış bir parti programı ve bu programa sadık bir dil ve üslup ile donanmış nitelikli bürokratlarla. Yeni program eski bürokratlarla bu ne kadar başarılır zaman gösterecek elbette.

Toplumsal dinamikler topyekün ahlaki ve politik çıkış kulvarlarını her dönem iktidarlara ve siyaset kurumunlarına kendini hissettirir. İlki acıyla, ikincisi de baskı ve şiddetle. İlk toplumsal harekette hazır bir siyasal dinamik olmadığı vakit ikinci hamle iktidar faşizmi şeklinde halka şiddet olarak gelir. Halkı temsil eden bir sosyal demokrat güçlü bir kitle partisi bu nedenle her dönem zorunludur.

Bürokrasiyi, klişe söylemleri, realite ve halkların kültürel derinliğinden soyutlanmış tekçi-ırkçı eski politik hat günün sonunda tarihin çöplüğüne gidecektir.

Bugün tepkiyi ve toplumsal sıçramayı halklar belirliyor. İktidarlar ve siyaset kulvarı da buradan kendine çıkış kanalı yaratıyor. Gençliğin düşlerinde geçmiş statükocu klişe söylemler pirim yapmıyor artık. Ekonomiyle birlikte tabanda bozulmuş, kırılmış, hayallerini tüketmiş bir halk, için için şişiyor. Siyasal Bingbang ya bu dinamikleri kökten dönüştürecek ya da iktidar faşizmi ensemizin en yakın şiddet unsuru olarak sırtımıza yüklenecek. Partinin yeni olması yeni kurulmasıyla değil, yeni bir politik söylem ve evrensel insanlık değerleriyle ilişkilidir. Yoksa rakı bizim eski rakı. Ama vitrindeki adı yeni rakı…

***

2000’li yıllarla birlikte siyasal partilerin işlevi giderek ranta ortak olmanın ve tek partili iktidar limanından nemalanmanın arpalığına dönüşmüştü.

Köşesini kapıp tabelasını asan ve illerde bayraktarlığını örgütleyen birçok siyasal parti mantarı ileride çöplük olacağı kanallarda bitiverirdi. Zehirli zehirsiz bu mecrada süslenen iktidar koltuğu küçük hegemonya alanı yaratarak lokal yandaşlarla perçinlenirdi.

Tek hedef doğrultusunda; kendi ikbalini kurtarıp halk adına köşe dönme, köşe kapma…

Sıyrılıverip iktidar veya ana muhalefet olunuverirse pasta diliminin etrafında konuşlanma…

Işığın etrafında dönen pervane sinekleri misali böyle siyaseten nice donanımsız ve kendi egosuyla menkul adamlar her yerde peydah oluvermişti. Partiden partiye atlayan veya bölünmenin avlusunda siyasal ikbalini düşünen bu zevatlarla bir ülke yönetmek siyaset kurumunun tümden yozlaşmışlığının en somut göstergesi bugün.

Ancak halk dersi en son verecek mercidir. Halkı doğru okumayanı halk okuma yazmayı bile yeniden öğretecektir. Gerekiyorsa kendi anadilinde…